Tebbet Suresinin Okunuşu, Anlamı ve Tefsiri

Tebbet ne demek? Tebbet suresi ne zaman ve nerede nüzul olmuştur? Tebbet suresi kaç ayettir? Tebbet suresi ve anlamı nedir? Tebbet suresinin okunuşu, anlamı ve tefsiri nasıldır? Tebbet suresi ne anlatıyor? Tebbet suresi ne için okunur? Tebbet suresinin faziletleri nelerdir? Tebbet suresinin meali ve Arapça yazılışı. İşte Tebbet suresi hakkında bilgiler.

Tebbet suresi, Mekke döneminde nüzul olmuştur. Tebbet suresi, 5 ayettir. Tebbet, kurusun, kahrolsun demektir.

TEBBET SURESİ HAKKINDA BİLGİLER

  • Tebbet Suresinin Nüzûlü

Tebbet Sûresi Mushaftaki sıralamada yüz on birinci, iniş sırasına göre altıncı sûredir. Mekke döneminde Fâtiha suresinden sonra, Tekvîr suresinden önce inmiştir. Rivayete göre Allah Teâlâ kendisine yakınlarını uyarıp İslâm’a çağırmasını emredince (bk. Şuarâ 26/214) Hz. Peygamber Safâ Tepesi’ne çıkmış, orada bulunan Kureyş kabilesi mensuplarını yanına çağırarak onlara İslâm’ı tebliğ etmiş; ancak Resûlullah’ın amcası Ebû Leheb bu olaya kızarak, “Kuruyup yok olasıca! Bizi bunun için mi çağırdın?” demesi üzerine bu sûre inmiştir. (bk. Buhârî, “Tefsîr”, 111; Taberî, XXX, 217-218)

  • Tebbet Suresinin Adı

Sûre adını ilk âyetinde geçen ve bu bağlamda “kurusun!” şeklinde beddua anlamı taşıyan tebbet kelimesinden almıştır. Ayrıca “Mesed, Leheb, Ebû Leheb” adlarıyla da anılmaktadır.

  • Tebbet Suresinin Konusu

Tebbet suresinde Hz. Peygamber’in amcası olup ona karşı düşmanca davranışlar sergileyen Ebû Leheb ve karısı eleştirilmekte, onlar gibi servet ve gücüne güvenenlerin acı sonu bildirilmektedir.

TEBBET SURESİ ARAPÇA

TEBBET SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb.

2. Mâ ağnâ ‘anhu mâluhû ve mâ keseb.

3. Seyaslâ nâran zâte leheb.

4. Vemraetuhû hammâlete’l-hatab.

5. Fî cîdihâ hablun min mesed.

TEBBET SURESİ ANLAMI

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1. Ebu Leheb’in elleri kurusun, (yok olsun) zaten yok oldu ya.

2. Malı da, kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı. (kurtarmadı)

3. (O) alevli bir ateşe girecektir.

4. Karısı da, odun hamalı (ve),

5. Boynunda bükülmüş bir ip olarak (ateşe girecektir.)

TEBBET SURESİ TEFSİRİ

Ebu Leheb, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in amcasıdır. Buna rağmen Efendimiz’e inanmadığı gibi, karısıyla birlikte ona çok büyük düşmanlıklar yapmıştır. Şu rivayetler, bu düşmanlığın şiddetini ve ulaştığı korkunç seviyeyi göstermeye yeter.

Târık b. Abdullâh el-Muhâribî, bir müşâhedesini şöyle anlatır:

Resûlullah (s.a.s.)’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:

“–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallah deyin de kurtulun!” diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip ediyor ve:

“–Ey insanlar! Sakın ona inanmayın, itaat etmeyin. Çünkü o yalancıdır!” diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini kanatmıştı. Oradakilere:

“–Kimdir bu zât?” diye sordum.

“–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir” dediler.

“–Ya onun ardına düşüp taş atan kimdir?” diye sordum.

“–O da amcası Ebû Leheb’dir” dediler. (Darekutnî, Sünen, III, 44-45)

Mekke’de Resûlullah (s.a.s.)’in evi, iki ebediyet fukarâsı Ebû Leheb ile Ukbe b. Ebî Muayt’ın evleri arasında idi. Bunlar, her türlü pisliği getirip Efendimiz (s.a.s.)’in kapısının önüne atarlardı. Fahr-i Kâinat Efendimiz’in rakîk ve temiz gönlü, komşularının bu çirkin muamelesinden incinir:

“−Ey Abdi Menaf oğulları! Bu nasıl komşuluk?!” diye sitem eder, pislikleri kapısının önünden yayı ile uzaklaştırırdı. (İbn Sa‘d, et-Tabakât, I, 201)

Ebû Leheb, birgün yine aynı menfur hareketini yapmak üzereyken Hz. Hamza onu gördü. Pisliği elinden alıp başının üzerine döktü. Ebû Leheb, bir taraftan pislikleri temizlerken, diğer taraftan da Hz. Hamza’ya hakâret ediyordu. (bk. İbn Esîr, el-Kâmil, II, 70)

Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemîl de Allah Resûlü’ne ezâ ve cefâ etmekte kocasından geri kalmaz, her gece dikenli ağaç dallarını büyük bir demet yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batması için Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in geçeceği yollara atardı. Resûlullah (s.a.s.) ise, ipek üzerine basar gibi onların üzerine basar geçerdi. (bk. İbn Hişâm, es-Sîre, I, 376; Kurtubî, el-Câmi‘, XX, 240)

İşte onların bu ve benzeri zulümleri sebebiyle haklarında Tebbet sûresi nâzil olmuştu. Ümmü Cemîl bunu duyunca, eline büyükçe bir taş alarak Peygamber Efendimiz’i aramaya çıktı. Allah Resûlü, o esnâda Hz. Ebubekir ile birlikte Kâbe’de bulunuyordu. Ebubekir (r.a.) onun geldiğini görünce Varlık Nûru’na:

“−Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemîl’dir. Çirkef bir kadındır. Sizi görüp eziyet etmesinden korkuyorum. Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden kalkıp gitmiş olsaydın!” dedi. Fahr-i Kâinat Efendimiz:

“−O beni göremez!” buyurdu.

Hakîkaten de Ümmü Cemîl yanlarına geldiği hâlde Allah Resûlü’nü göremedi. Ebûbekir (r.a.)’ın yanında bâzı hezeyanlar savurduktan sonra çekip gitti. (Bk. İbn Hişâm, es-Sîre, I, 378-379; Kurtubî, el-Câmi‘, XX, 234)

Ebû Leheb çok kötü bir şekilde ölmüş, malı, kazandıkları ve bunlara dâhil olan çocukları ona hiçbir fayda sağlayamamıştır. Şöyle ki:

Ebu Leheb Resûlullah (s.a.s.)’i yenebilmek için varını yoğunu ortaya dökmüştü. Bu sûrenin nüzûlünden sonra 7-8 sene geçmeden Bedir savaşı vuku bulmuştu. Çiçek hastalığına tutulduğu için o azılı kâfir savaşa katılamamıştı. Savaş olup Kureyşin pek çok ileri gelen reisinin öldürüldüğü haberi Mekke’ye ulaştığında Ebu Leheb o kadar üzüldü ki ancak 7 gün yaşayabildi. Ölümü de çok ibret vericidir. Ebu Leheb, çiçek hastalığına benzer bir hastalığa yakalandı. Evdeki yakınları bile, bulaşmasından korkarak ona dokunmuyorlardı. Ölümünden sonra üç gün boyunca kimse ona yanaşmadı. Cesedi çürüyerek kokmaya yüz tuttu. Bunun üzerine herkes oğullarını kınamaya başladı. Bir rivayete göre oğulları bazı zencilere ücret vererek cesedini kaldırtmış ve yine ücretle defnettirmişlerdi. Diğer bir rivayete göre, bir hendek kazdırtmışlar ve babalarının cesedini içine sopayla iterek toprakla kapatmışlardı. Böylece ne malından ne de evlatlarından bir fayda görmüştü. Oğulları, cenazesini bile şerefle defnetmeye fırsat bulamamışlardır. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’in Ebu Leheb’le ilgili olarak verdiği mûcizevî haberin birkaç sene içinde nasıl gerçekleştiğini herkes görmüştür.

Ebu Leheb’in hanımı Ümmü Cemîl de düşmanlıkta kocasından geri kalmadığı için o da aynı fecî akıbete uğramıştır:

Burada Ümmü Cemil için حَمَّالَةَ الْحَطَبِ  (hammâlete’l-hatab) yani “odun taşıyıcısı” tavsifi yapılır. Bununla alakalı şu izahlar yapılabilir:

›  Bu kadın, oduncular gibi liften yapılmış urganı boynuna bağlayıp Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in yoluna atmak üzere diken taşıdığı için “gerdanında bükülmüş ip bulunan odun hamalı” diye nitelendirilmiştir.

›  Yahut cehennemde böyle bir duruma gireceğini anlatmak için ona bu vasıf verilmiştir.

›  Yahut insanlar arasında koğuculuk yapıp arayı kattığı, insanları birbirine düşürüp kızıştırdığı için ona “odun hamalı” denmiştir. Çünkü koğuculuk yapana da: “İnsanlar arasında odun taşıyıp ateş yakıyor, onları birbirine katıp düşmanlık, kızgınlık, kavga çıkarıyor” denilir. Ateş nasıl odunla yanarsa, insanların birbirine kızması da koğucunun hareketleriyle olur. Âdeta koğucunun davranışı, kavga ateşinin yakıtı olmaktadır. O dünyada fitne ateşini tutuşturduğu gibi, cehennem ateşi de onun için tutuşacaktır.

›  Rivayete göre o kadının mücevher­den yapılmış kıymetli bir gerdanlığı vardı. “Lât ve Uzzâ’ya yemin olsun ki, bunları Muhammed’e düşmanlık yolunda harcayacağım” derdi. Bu sebep­le Yüce Allah da, o gerdanlık yerine, boynuna ateşten bir ip takmıştır. (bk. İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, IV, 564)

İşte bu sebeplerle Cenâb-ı Hak, onlar hakkında müstakil bir sûre indirmiş, Habîbi’ne olan düşmanlıkları yüzünden ebediyen lanetlenmek üzere onları Kelâm-ı Kadîmi’ne pek fenâ bir şekilde kaydetmiştir. Hazin ve perişan âkıbetlerini bütün dünyaya bir ibret vesikası olarak sunmuştur. İslâm’da esas olanın kan akrabalığı değil, iman kardeşliği olduğunu açık bir misalle beyân etmiştir. Eğer bir kişinin imanı yoksa, Resûlullah (s.a.s.)’e akraba olması, hatta onun amcası olmasının bile hiçbir fayda vermeyeceğini bildirmiştir. Böylece kimsenin babasının, dedesinin veya herhangi bir akrabasının faziletine güvenerek aldanmamasını; sahih bir iman ve sâlih amellere yönelerek, ihsan seviyesinde bir kullukla kendini kurtarmaya çalışmasını telkin etmektedir.

Kaynak: kuranvemeali.com

TEBBET SURESİ KISA TEFSİRİ - VİDEO

TEBBET SURESİ OKUNUŞU VE ANLAMI - VİDEO

TEBBET SURESİ DİNLE - FATİH ÇOLLAK

TEBBET SÛRESİNDE ANLATILAN GERÇEK

NAMAZDA OKUNAN SURELER

AYETEL KÜRSİ

AYETEL KÜRSİ

YASİN SURESİ DİNLE (ARAPÇA TÜRKÇE OKUNUŞU)

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • hocam çok güzel okumuşsunuz helalosun

    Sagolun hocam ellerinize sağlık

    Allahü Ekber

    Allah razı olsun hocam çok güzel anlatmış açıklamışsınız Rabbim bizleri yolundan ayırması n

Yorum Ekle