Tarihi Vaniköy Camiî Yandı

Üsküdar’da tarihi Vaniköy Camisi’nde çıkan yangın, ekiplerin karadan ve denizden müdahalesiyle söndürüldü.

Üsküdar’da bulunan tarihi Vaniköy Camiî’nde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Yangın, denizden de Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı ekiplerin desteğiyle kontrol altına alındı.

Ekiplerin yoğun uğraşının ardından söndürülen yangın nedeniyle tarihi camide büyük çapta hasar oluştu.

TARİHİ VANİKÖY CAMİÎ’NDE YANGIN

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, 13.30 sıralarında Üsküdar ilçesi Kandilli Mahallesi’nde bulunan tarihi Vaniköy Camiî’nde henüz tespit edilemeyen bir nedenle yangın çıktığı anlatıldı.

Olay yerine süratle karadan ve denizden yangın söndürme ekipleri sevk edildiğine vurgu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Denizden 3 sahil güvenlik teknesi, karadan İstanbul Büyükşehir Belediyesi 5 itfaiye araç ve ekibiyle müdahale edilerek kontrol altına alınan yangını soğutma çalışmaları devam etmektedir. Ahşap kısımları yanan Vaniköy Camiî’ndeki yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlatılmıştır.”

TARİHİ VANİKÖY CAMİÎ

Üsküdar Kandilli’de Vaniköy Caddesi’ndeki cami, Vani Mehmet Efendi tarafından 1665’te yapıldı.

Sultan 1. Mahmut zamanında da hünkar mahfili ilave edilen caminin tek minaresi ve şerefesi bulunuyor. Cami, dikdörtgen planlı, duvarları kagir ve kırma yapılı bir özelliğe sahip.

KAYNAK: AA

İslam ve İhsan

İSTANBUL’DAKİ BÜTÜN TEKKELERİN İSİMLERİ VE YERLERİ

İstanbul’daki Bütün Tekkelerin İsimleri ve Yerleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.