Rabbimizin görünür-görünmez sayısız nimetlerinden biri de hiç şüphesiz “mal sahibi olma nimeti”dir. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in “Sâlih bir adam için mal ne güzel bir nimettir”1 ifadesi, Müslümanın malla ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair ince manalara işaret eder. Her nimet, saygıyı ve şükrü hakeder. Yine her bir nimetin -ilâhî ölçülere dikkat edilmeyecek olursa- yoldan çıkarıcı ve saptırıcı bir yönü de vardır. Öyleyse mala-mülke düşman olmak ya da ondan nefret etmek değil, onu doğru bir şekilde değerlendirecek “sâlih adam” olmak esastır.
Örnek ihtiyacı, her yaşın ve her seviyenin bir tekâmül ihtiyacıdır. Bu ihtiyacın karşılanabileceği yaşayan örneklere sahip olmak ne büyük bir sermayedir. Böyle bir sermayeye sahip olamayanlar, hiç olmazsa yaşanmış örneklerden beslenmeyi de ihmâl etmemelidirler.
Ramazan-ı şerif gibi bir bereket ve rahmet ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde, gönlümüze doğan hayırlı niyetlerin, hem korunması ve hem de onların amellerle devamının ve kalıcılığının sağlanması, büyük bir ehemmiyet arzetmektedir.