Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) cennetlik olduğunu müjdelediği sahabinin iki özelliği...
Güzel ahlâk sahibi olmak kolay değildir. Kalbin sanatıdır. İnsan; gözüne, diline veya dudağına hükmedebilir. Onları yumabilir, tutabilir, susturabilir. Biraz irade eğitimiyle bu mümkündür. İşte oruç ibâdetinde bunu tâlîm ediyoruz. Fakat kalbi susturmak, işte bu o kadar kolay değildir. Büyük bir cehd ister. Tezkiye ister.
Nasıl ki sahildeki taşlara vuran dalgalar, onlara yeni, dümdüz ve pürüzsüz bir şekil veriyorsa, iç dünyamızın hatâ ve kusurlarını da mâneviyat deryasının dalgalarıyla temizleyip düzeltmeliyiz.
Tasavvuf; İslâm’ın kalbî hayatı, özü ve rûhânî yönüdür. Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’yi yüksek bir kalbî keyfiyetle hayatın her safhasına intikal ettirebilme gayretiyle yaşanan, mânevî bir arınma ve tekâmül yoludur. Allah Teâlâ’nın indirdiği bütün dinlerin derûnî tarafıdır. Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’a “rûh üflenmesi”yle başlayan yüce bir nasîbin, âhir zaman Nebî’sindeki zirve tezâhürlerinden, muhabbet dolu gönüllere akseden feyz ve rûhâniyet şebnemleridir.
Dr. Adem Ergül Bey, "Tezkiye Nedir?" sorusunu cevaplıyor...
Nefsi tezkiye ederek iç âlemi bâtınî putlardan da arındırmak; zor, fakat elzem bir vazifedir.
Fetih süreci, tövbe ile başlayan, Hakka yönelişle devam eden, itaat ve takvâ ile başarıya ulaşan bir süreçtir. Rabbimiz, kendini arıtma ve arındırma ameliyesine soyunanların kurtuluşa ereceklerini ve fakat böyle bir yola girmeyip de nefsini kendi haline terkedenlerin ise kaybedeceklerini haber verir.
Tezkiye, bütün duyguların îman süzgecinden geçirilerek arındırılması, âdeta rafine edilip temiz ve hâlis hâle gelmesi safhasıdır.