Ahlâkın başı, kişinin haddini bilmesi, büyüklenmeyip alçak gönüllü davranması ve hattâ nefsine fırsat vermemek için kendini olduğundan daha aşağı görmesidir. Bu durum aynı zamanda kişinin, hayatta daha gayretli ve çalışkan olmasını da temin eder.
Osmanlı medeniyetinin oluşumunda en önemli katkılardan birine sahip olan Mimar Sinan, sadece eserleriyle değil tevazusuyla hayranlık uyandırıyor.
Yıldırım Bâyezîd ile Emîr Sultan Hazretleri’nin çok ibretlik karşılaşmaları.
Allâhʼın kullarını hor görüp küçümsemek yasaktır. Buna mukâbil, herhangi bir kimseye de sanki Cennetlik olacağını biliyormuş gibi teminat verircesine iltifatlarda bulunmak da son derece yanlıştır.
Rabia Brodbeck, Altınoluk Dergisi’nin Nisan sayısında “Tozun Aşkı”nı anlatıyor.
Altınoluk Dergisi yazarı Ahmet Taşgetiren, kalbi bir hayat için altın öğütleri sıralıyor.
Geçmiş ile günümüz binalarını mukayese eden Osman Nuri Topbaş hoca, gökdelenler yapan mimarlığı "diken mimarîsi" olarak tarif ediyor.
Sadakayı, ona en lâyık olana vermeye çalışmak, mühim bir infak âdâbıdır. Yani işin kolayına kaçıp rastgele vermek değil; “Onlar ki zekât vermek için faâliyet gösterirler.” (el-Mü’minûn, 4) âyetinde işâret edildiği gibi, hakkın tam yerini bulması için, bir ibâdet vecdiyle, ciddî bir emek sarf ederek verebilmektir.