Allah dostu Abdülhâlık Gücdüvani Hazretlerinin müridlerine vasiyetleri...
Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına ermek istiyorsak, evvelâ O’nun hakkımızdaki takdîrine râzı olmayı bilmeliyiz. Rabb'imizle huzur bulmalı, O’nun beraberlik ve dostluğuyla mutmain bir gönle kavuşmalıyız.
İslam'da başa gelen dünyevî bir belâ ya da musibetin ağırlığı karşısında ölüm istemek yasaktır. Çünkü böyle bir hareket -Allah korusun- neticede intihara kadar gidebilir. Halbuki sabır gösterip dayanmak o sıkıntıdan kurtulmaya vesile olacaktır.
Ebû Bekir -radıyallâhu anh-, gönlünü, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in kalp âlemini yansıtan berrak bir ayna hâline getirmişti. Bu itibarla o, Peygamber Efendimiz’de fânî olmanın en müşahhas numûnesi oldu. Bu fânî oluş sâyesinde de, Fahr-i Kâinât Efendimiz’e âit her şey, onun kalbinde çok derin bir mânâ kazandı.
Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim insan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yegâne yolu, merhamet ve şefkat basamaklarından geçmektedir.
İnsanlığa örnek şahsiyet olarak gönderilen peygamberler, başa gelebilecek çilelerin en ağırlarıyla sadâkat imtihanından geçirilmişlerdir. Kimi hanımının ve çocuğunun küfre ve helâke sürüklenmesi ile imtihan edilmiş, kimi sağlıktan, kimi kardeşlerinin hasedinden, kimi iftirâdan, kimi mal ve sevdiklerini bir anda kaybetmekten ve kimi de kör bir testere ucunda canını Allâh’a takdîm etmekten… Ancak onların her biri, sıradan insanların kaybedeceği bu ağır imtihanları, büyük bir îman, teslîmiyet ve itaat ile kabullenmişler ve Rablerini râzı edecek şekilde imtihanlarını yüz akı ile vermişlerdir.
Hazret-i Ebû Bekir'in îmandaki sadâkat ve teslîmiyeti, ağır bir imtihan ile test edilmişti. İşte o imtihan ve Hz. Ebubekir'in buna verdiği karşılık.
Gönlün en büyük bahtiyarlığı; fânî câzibelerin esaretinden kurtularak Cenâb-ı Hakkʼın dostluğuna liyâkat kazanabilmesidir. Karşılaştığı ilâhî imtihanlarda; sabır, sebat, hamd, şükür, rızâ ve teslîmiyetle olgunlaşa olgunlaşa, ilâhî muhabbete lâyık hâle gelebilmesidir.
Van'ın Gürpınar ilçesinde terhisine 4,5 ay kala mayın patlaması sonucu yüzünden yaralanan ve görme yetisini kaybeden 27 yaşındaki Niğdeli gazi Ramazan Güneş, 6 yıldır gülen yüzüyle etrafına neşe saçıyor.
Erkam Radyo Yayın Danışmanı Ahmet Taşgetiren Bey'in Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Tasavvuf ve İslami Temel Meseleler üzerine yapmış olduğu Mülâkatın tümünü aşağıdan seyredebilir veya dinleyebilirsiniz...