Tebük Seferi’ne muhalefet eden tembel ve korkak münafıklara ayetle verilen müthiş cevap...
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler. Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular:
Münafıkların tuzakları nelerdir? Cenab-ı Hakk’ın münafık saydıkları kimlerdir?
Tebük Seferi’nde yalnız bir sahâbî şehît olmuştur. Bu sahâbî, müşrik bir kabîle içinde İslâm’la şereflenen Abdullâh el-Müzenî’dir.
Servet, birçok defâ ifâde etmiş olduğumuz üzere, Allâh’ın kuluna verdiği bir emânettir. Şâyet zenginlik, ilâhî emirlere zıd bir sûrette kullanılırsa, insanları çabucak azdırmaya, her türlü kibir, zulüm ve haksızlıklara sürüklemeye müsâittir. Böyle bir âfete mâruz kalanlarda mal sevgisi, kalbe yerleşir.
Dinin ve dindarlığın sınandığı zamanlara ulaştık. Ülkemizin içinden geçtiği imtihan bir hayli müşkül. Batı düşüncesinin tanımladığı din ile İslam’ın mücadelesi hepimizi farklı bir yol ayırımına getirdi.
Allah yolunda mal ve can ile cihattan maksat, yalnız kılıç harbi değildir. Kılıç, zulmü kaldırmak, hakkı tevzî etmek gibi zarûret hâllerinde kullanılan bir demir parçasıdır. Esas fetih, gönüllerin fethidir.
Sahâbenin hayâtı, tam bir mücâhede örneğidir. Onlar, Allâh Rasûlü’nün kalbî derinliği ile şahsiyet kazandılar. Derecelerine göre, Allâh Rasûlü’nün hissiyâtı ile duygulandılar. Câlib-i dikkattir ki, Vedâ Haccı’nda 120.000 sahâbî mevcud idi. Bu kadar sahâbîden ancak 20.000’i Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’de medfûndur. Diğerleri ise, İslâm’ı tebliğ etmek ve îlâ-yı kelîmetullâh için bütün dünyâya yayılmışlardır. Varabildikleri son nokta kabirleri olmuştur.
Vâsile ibni Eska radıyallahu anh hicretin dokuzuncu senesinde İslâm’la şereflenen bir sahâbi…
Sâlim ibni Umeyr radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’den ayrı kalmanın kendisine giran geldiği bir muhabbet eri!..