İslâm davetçilerinin, her seviyede üzerine düşeni yapması, Allah’a karşı mesûliyetleri gereğidir. Muhatabın, bu tavsiye ve uyarıları dikkate almayabileceği kanaati oluşsa bile, bu tebliği yapmak, en azından yapanı sorumluluktan kurtaracaktır. Sonucu yaratmak Allah’ın elindedir. Kula düşen vazifesini yapmaktır.
Tebliğ ve irşadda, sözün önemi inkâr edilemez. Ancak hâl ile tebliğ, diğer bir ifadeyle temsîli tebliğ çok daha etkilidir. Söz ve hâl birlikteliği gerçekleştiğinde ise o zaman -Allah’ın izniyle- elbette çok daha güzel sonuçlar alınacaktır.
Peygamber Efendimizin hadislerinde ve özellikle de veda hutbesinde neyi yapmayın dediyse bugün tüm bu günahlar fazlasıyla yapılmaktadır. Müslümanların malları, canları, namusları kolayca heder edilebilmekte, hatta bazı Müslümanlar şüpheli/faizli kaynaklardan elde ettikleri kazançlar ile hayır işleri yapmaya kalkmaktadırlar.
Îmân yüreğe kökleşince kişi hayata hep o pencereden bakar. Böyle biri için korku ve ümit kapısı yalnız Rabbidir. O’nun adına üzerine düşen sorumluluğun farkındadır ve her fırsatı bu uğurda değerlendirmek ister.
Yaklaşık 3 yıllık araştırmalarının ardından 17 yaşındayken İslam'ın aradığı din olduğuna kanaat getirerek 18'inde Müslüman olan Romanyalı Radu Adrian Cosma, ilahiyat eğitimine İstanbul'da devam etmek istiyor.
Aydın'da görevli 47 yaşındaki imam Gazanfer Arslan, 5 yıldır Kur'an-ı Kerim öğretmek için esnaf ziyaretleri yapıyor.
İslama hizmet ahlakı nasıl olmalıdır? İslam'a hizmet yolunda dört ana kural...
Tebliğ ve irşad hizmetini meslek olarak icra etmek, bir zaruret olarak ortaya çıkmış bir meseledir. Esas olan, bu nevi hizmetleri maaş karşılığında değil, ecrini yalnız Allah’tan bekleyerek yerine getirebilmektir. Zaten dünyevî bir bedel karşılığı yerine getirilen işlere hizmet denilemez. Hizmet, karşılığı yalnız Allah’tan beklenilerek yapılan amellere denir.
İslam'ın en mühim görevlerinden biri olan "Tebliğ" vazifesi hayatımızın neresinde? "Tebliğ" vazifesi için ne kadar zaman ayırıyoruz? Peki ya yapmak isteyip yapamayanlar, hayatımızdaki tebliğ eksikliğinin sebebi nedir?
Peygamberimiz (s.a.v) tebliğ ederken nelere katlandı? Nasıl saldırılara maruz kaldı? Fakat Efendimiz her seferinde daha çok tebliğ için daha çok çalıştı. Hiçbir zaman davasından geri durmadı. İşte Efendimiz'in tebliğ hassasiyeti...