Tasavvufun hedefi nedir? Tasavvufun hayatımızda ki yeri nedir? Tasavvuf ülkemizde nasıl algılanıyor? Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz cevaplyor...
Tasavvufu, Cenab-ı Hakk'ı kalben tanıyabilme sanatı olarak açıklayan Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, 9 maddede tasavvufu anlatıyor.
Murâkabe-i maiyyet ve akrabiyyetin esası, “ihsân” duygusudur. “İhsân” ise Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ifadesiyle: “Allâh’ı görüyormuşçasına bir kulluk sergilemektir. Zira sen O’nu göremesen de O seni dâimâ görmektedir.” (Müslim, Îmân, 1, 5; Buhârî, Îmân, 37)
İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
Tasavvufî seyr u sülûk, kāl/söz değil, hâldir. Allah dostlarının ahlâk ve hâllerinden nasip alabilmektir. Lafızda takılıp kalanlar ve işi fesahat ve belâğat dolu sözlerden ibâret sayanlar, aldanmışlardır.
Tasavvufî terbiyede kulda murâkabe hâlinin tahakkuku için ehlullah hazarâtı, bâzı âyetler üzerinde muayyen usûllerle tefekkür edilmesini tavsiye etmişlerdir. Bunlardan biri de "ehâdiyyet murâkabesi"nde İhlâs Sûresinin tefekkürüdür.
Tasavvufî terbiyede kulda murâkabe hâlinin tahakkuku için ehlullah hazarâtı, şu âyetler üzerinde muayyen usûllerle tefekkür edilmesini tavsiye etmişlerdir...
Râbıtanın lügatteki mânâsı, bağ, alâka ve vuslat demektir. Aslında kâinâtta râbıtasız hiçbir mahlûk yoktur.