Kabir ziyaretleri, ölümü tefekkür etmek için tâbir-i câizse biçilmiş kaftandır, büyük bir fırsattır. İslam’da kabir ziyaretinin önemi.
Sahabeler Peygamber Efendimizin (s.a.v) her an yanında bulunmaya gayret gösterir sorularla Efendimizden istifade ederlerdi. Böyle bir günde Peygamberimizden (s.a.v) tavsiye isteyen bir sahabiye Efendimizin cevabı...
Musa Topbaş Efendinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Mü’minler, kendilerine Kur’ân okunduğunda veya âyet-i kerîmelerle nasihat edildiğinde, hemen dikkat kesilir, onu can kulağıyla dinler, üzerinde düşünür ve itaat ederler.
Kur’ân, murâd-ı ilâhîyi ifâde eder. Onun her harfinde bin bir mûcize gizlidir. Kim Kur’ân’a daha yakınsa Allâh’a daha yakındır. Allâh’a yakın olan da Kur’ân’ın hikmetine ve sırlarına nâil olur, tefekkürü derinleşir, takvâ üzere yaşar. Takvâ ile yaşayana da Allah, satırlarda olmayanı öğretir.
Rasûlullâh Efendimiz, ümmetine farklı istiğfâr şekilleri tâlim buyurmuştur. Bunların en mühimi “seyyidü’l-istiğfâr”dır.
İnsanı insan yapan, onun zâhirî görünüşü değil, insanlık şeref ve haysiyetine yaraşır bir karakter ve şahsiyet sergileyebilmesidir. İnsan, hâl ve davranışlarıyla meleklerden üstün bir dereceye çıkabileceği gibi, bunun aksine hayvanlardan aşağı bir duruma da düşebilir. Bunun içindir ki hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:
Gençlikte istikameti muhafaza etmenin dört yolu: Birincisi, sâlih ve sâdık mü’minlerle beraber olmak. İkincisi, ibadetlerimize dikkat edebilmek. Üçüncüsü, dünyadaki rahatlığın da zorluğun da ilâhî imtihan olduğunu unutmamak. Dördüncüsü, takvâ sahibi olmak.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in infâkı târif edilemeyecek kadar ulvî bir mâhiyet arz etmektedir. Zira O, almaktan çok vermeyi severdi. Fakirlikten korkmadan çok büyük ikramlarda bulunurdu. İnfâkından geriye kalanın değil, asıl verdiği malın kendisine âit olduğunu ifâde ederdi.[1] Sadakanın, muhtacın eline geçmeden Allâh’ın eline geçeceğini haber verirdi.[2] Bu sebeple eline ne geçerse onu derhâl infâk eder, evinde tasadduk edebileceği bir dünyalık varken huzur bulamaz, uyuyamazdı.
Rahmet Peygamberi, kendisini taşlayan Tâiflilerin helâk olmaları için bedduâ etmek yerine, hidâyetle şereflenmeleri için duâ etmişti. Amcası Hazret-i Hamza’yı şehîd eden Vahşî’yi ve onu azmettiren Hind’i dahî affetmişti.