Hayatta her şeye nefsâniyet penceresinden bakmaya karar verip kendini o yönde şartlandıran biri, dâimâ kabukta takılı kalır, hiçbir şeyin özüne ve hakîkatine nüfûz edemez.
İbadetlerle ihyâ edilen bir Ramazan’dan sonra tekrar yanlışlara, günahlara, gaflete dûçâr olmak, doldurulan çuvalın ağzını bağlamadan terk etmeye benzer. Biriktirilen, kazanılan ne varsa dökülür, elde sadece hüsran kalır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kalb temizliğinden, ahiret hayatından ve son nefes korkusunun ehemmiyetinden bahsediyor.
İnsan, yaratılanların en şereflisi ve cihânın en güzîde ziynetidir. Cenâb-ı Hak, insanoğluna diğer mahlûkâtına vermediği sayısız nîmet ve kâbiliyetler lutfetmiştir. Bu müstesnâ ihsan ve ikramlarına mukâbil, onu mes’ûliyet sâhibi bir varlık kılmıştır.
Abdullah ibn-i Ömer, arkadaşlarıyla birlikte Medîne civârında bir yere çıkmıştı.
Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri buyurur: “Bu fakir kul, fâsık bir mü’min gördüğümde, mutlakâ onun benden daha iyi olduğuna inanırım. Çünkü onun îmânı sâbit, günahı ise benden gizlidir. Benim nefsimin kötülükleri ise bana âşikârdır. Son nefes(te kimin kurtulacağı) meçhuldür. Nice fâsık ve fâcir var ki, kâmil velîlerden olmuştur. Nice verâ sahibi sâlih kişiler de vardır ki, aşağıların en aşağısına düşmüşlerdir.”[1]
Namaz, İslam’ın temel ibadetlerinin başında gelir. Müslüman için namaz, Allah’ın huzuruna kabul anıdır. Müslüman, bu neşve ile “Allahu ekber” der namaza başlarken.
Bir mü’minin, gerek gönül dünyâsında gerekse beşerî münâsebetlerde kıymet hükümlerini oluşturan iki temel kaynak Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’dir. Bu kaynaklarda insanın değer ve îtibârının ancak “takvâ”sı ölçüsünde olduğu belirtilmiştir.
Kalplerdeki takvâ duygusunun kimde daha yüksek olduğunu, dolayısıyla kimin daha hayırlı olduğunu ancak Allah Teâlâ bilir. Bunun içindir ki Rabbimiz, âyet-i kerîmede şu îkazda bulunur: “Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır…” (el-Hucurât, 11)
Bir mü’min, yapacağı her hareketi; “Acaba Allah Teâlâ’nın rızâsına uygun mu, yoksa O’nun gazabını mı celbeder?!” diye düşünerek yapmalıdır.