Dr. Murat Kaya hadis-i şerifler ışığında aksırmayı/hapşırmayı açıklıyor. Bugün toplumumuzda çokça yaygınlaşan hapşırana "Çok yaşa!" söylemi bakın nereden geliyor.
Kur’an-ı Kerim’de, tarih boyunca fitne çıkaran bir kavim olan İsrailoğulları ile (Yahudilerle) alakalı değişik birçok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler genel itibari ile uyarıcı ayetlerdir.
Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir Hoca ile “Hadis karşıtı” kampanya üzerine Altınoluk Dergisi'nde yayınlanan söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.
Rasûlullah (sav) buyurdular: “Benim sünnetimi kim canlı tutarsa, beni seviyor demektir. Beni kim severse, cennette benimle beraber olur" (Tirmizî, İlim 16)
Kardeşimsen, iyi bil ki ben bir garîbim ve her dem, yapacağın iyiliklerle sevinip ferahlamak dilerim. Zorda kalırsam, hiç çekinmeden, saf ve temiz bir gönülle ve rahatça senden isterim. Zorda kalırsan, sen de benden aynı rahatlıkla isteyebil isterim.
Bu yazı, Caner Taslaman- Ebubekir Sifil tartışmasını izlememden sonraki duygu/düşünce ortamında doğmuştur. Tartışmayı izledikten sonra Caner Taslaman’ın temsil ettiği modern yaklaşım ile “böyle bir tercihte bulunmayan” Ebubekir Sifil’in temel yaklaşım farkı nedir diye sordum ve düşündüm. Spesifik konuların anlaşılmasından önce “temel yaklaşım farkının” anlatılmasının daha uygun olduğu fikri ağır bastı.
Ahmet Hamdi Yıldırım, kurban etlerini kapı komşumuzu hesap ederek vermemizi ve muhtaç olanları ona göre belirlememiz gerektiğini anlatıyor.
Ahmet Hamdi Yıldırım, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kurbanı kestikten sonra şükür namazı kıldığını anlatıyor. "Neden kurban kestikten sonra şükür namazı kılarız?" sorusunu cevaplıyor?
Peygamber Efendimizin hadislerinde ve özellikle de veda hutbesinde neyi yapmayın dediyse bugün tüm bu günahlar fazlasıyla yapılmaktadır. Müslümanların malları, canları, namusları kolayca heder edilebilmekte, hatta bazı Müslümanlar şüpheli/faizli kaynaklardan elde ettikleri kazançlar ile hayır işleri yapmaya kalkmaktadırlar.