İbâdet vecdi içinde geçen sohbetler, Allah Rasûlü’nün sohbetlerinden bir akistir. Zira mânevî istifâdenin merkezi O’dur. Rûhî heyecanlarla dolu sohbetler, hep O merkezden teselsülen naklolan parıltılardır.
Ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sohbet sünnetini aynen devam ettirmiş ve buna çok ehemmiyet vermişlerdir. Efendimiz'in, ashabına yaptığı sohbette sahabeler manen doluyor fakat dünyevî maîşetle meşgûl olmaya daldıklarında da sohbette duyduklarının pek çoğunu unutuyorlardı.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ashâbını yetiştirme husûsunda olduğu gibi, Ehl-i Beyt’inin, yani âile efrâdının tâlim ve terbiyesinde de daha ziyâde sohbet usûlünü tercih etmiştir.
Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bize ikindi namazını gün akşama iyice meyletmeden kıldırdı. Sonra ayağa kalkıp bir konuşma yaptı. Bu hitâbesinde, kıyâmet kopuncaya kadar olacak her şeyi bize haber verdi.
Peygamber Efendimiz ashâbıyla nasıl ilgilendi, onlar için ne gibi fedâkârlıklara katlandı ve ashâb-ı kirâm O’nun sohbet meclisine nasıl rağbet etti?..
Allah Rasûlü’nün sohbetlerindeki tabiîliğin ve ashâbına uygun gördüğü her fırsatta ve her vesîleyle sohbet ettiğinin bir ifâdesidir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sahâbe-i kirâmı sohbetle yetiştirmiştir. Bu hususta pek çok misâl vardır. Bunların bir kısmı şöyle...
Mühim bir mânevî eğitim metodu olan sohbetler, bütün tarîkatlerde ve bilhassa Nakşîlikte kalpten kalbe feyz naklinin en kıymetli vâsıtalarından biridir.
Sohbetler ne kadar ibâdet vecdiyle îfâ edilirse o kadar mânevî tecellî husûle gelir. Zira sohbetler, bir bakıma muhâtaba reçete yazmaktır.
En güzel sohbet, âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler muhtevâsında yapılan sohbettir. Cenâb-ı Hak, kullarının bir araya gelerek âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle müzeyyen bir sohbet meclisi oluşturmasından hoşnut olur.