Osmanlı Devleti, 1. Cihan Harbi'ne nasıl girdi? İş başındaki İttihat ve Terakki yönetimi neler yaptı?
İmâm-ı Gazali'nin klasik bir eseri olan “İhyâ-i Ulûmuddîn: Din İlimlerinin İhyâsı” her Müslüman'ın okuması gereken temel kitaplardan birisi olma özelliğini taşıyor.
Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, Altınoluk Dergisi'nin 30 yıldır devam eden yolculuğuna temas ederek kendimizi yeniden hesaba çekmeye, özeleştiri yapmaya davet ediyor.
Sultan II. Murat, ilmi ve ibadeti çok, zühd, verâ ve takvâsı ziyâde bir pâdişahtı. Bunun içindir ki, tahtı henüz sağlığında iken evlâdına iki kez bırakabilmişti. Yoksa devlet idâre etmekten âciz ve cesaretsiz değildi. Zaten kazandığı parlak zaferler bunun en bâriz delîlidir.
Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı mülkünü tek idâre altında topladıktan sonra devletin yeniden inşâsı için hummâlı bir faâliyet içine girdi. Bunu yaparken de öncekilerin izini takip ile adâletten kıl payı ayrılmamaya riâyet etti. Halktan alınan vergileri azalttı, herkese hüsn-i muâmelede bulundu. Kardeşleriyle mücâdelede bile, evvel emirde iknâ ile hareket etti.
Osmanlı’nın ikinci bânîsi Çelebi Sultan Mehmed Han’ın (1389-1421) bânîsi tarihin şan ve şeref sayfalarına altın harflerle adını yazdırmıştır.
Altınoluk Dergisi yazarı Beytullah Demircioğlu “Dünya Gündemi”ni değerlendiriyor.
Günümüzde; global dünya, vicdanları kirletmeye devam ediyor. İhtirasları körüklüyor. Dünyada kan dökülen beldelere bakıldığında görülüyor ki, perde arkasında; petrol kavgası, menfaat çekişmesi var. Varil varil petrol elde etmek için, oluk oluk mazlum kanı dökülmekte.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek ve Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun düşüncelerinden hareketle bugüne dair meselelerimizin tahlilini içeren 'Çıkmaz Sokak' kitabında yazar Bilgehan Eren; Cemil Meriç'ten Nurettin Topçu'ya, Huxley'den Eric Hoffer'e, Sadettin Ökten'den Mustafa Özel'e, George Orwell'den Max Weber'e, İsmet Özel'den Giovanni Papini'ye birçok düşünce adamına atıf yaparak modern dünyanın muhasebesini yapıyor.
Dünya Bizi Bekliyor kitabı, sınırların ortadan kalktığı dünyada; o mazlum coğrafyalarda, adaletin, merhametin ve aşkın hükümran olduğu bir dünyanın hasretini çeken insanlığa himmet, hizmet ve gayreti beklenen insanlar tarafından gerçekleştirilmesi beklenen rüyayı anlatıyor. Yazar Mehmet Lütfi Arslan, 'bahar habercisi olmaya namzet' güzel insanlara sesleniyor.