Felak ve Nâs Sûreleri, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- başta olmak üzere, bütün müslümanlara sunulmuş ilâhî koruma ve reçetelerdir. Peygamber Efendimiz bu sûreler nâzil olduktan sonra, sabah-akşam bunları okuyarak ellerine üflemiş ve daha sonra mübarek elleriyle bütün vücudunu sıvazlamıştır.
Bu âyet-i kerîmeler bizi, iyi mü’min olabilmek için ebedî düşmanımız şeytana karşı uyanık bulunmaya, onun oyunlarına gelmemeye teşvik etmektedir.
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennet size, ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.”[1]
İslâm âlimleri, Kur’ân kıraatinden maksadın; onun hikmet ve mânâlarını tefekkür etmek ve muktezâsınca amel etmek olduğunu söylemişlerdir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kurbanın mâhiyetinden ve kulluk görevlerimizden bahsediyor.
Rızkın helâl ve temiz olmasına özen göstermek, şeytana uymamak adına atılmış çok önemli bir adımdır. Rızkın helâl olmasına özen göstermeyenler, şeytanın tuzaklarına karşı korumasız kalırlar, telkinlerine açık hâle gelirler.
Korku ile ümit arasında yaşayan hak dostlarının bu halini anlatan bir kıssa...
Ebu’l-Hasan Harakani Hazretlerinin hikmetli sözlerinden birkaçı...
Şeytanın iğvâsına aldanarak tevbeyi geciktirmek, en büyük israflardan biri olan ömür isrâfıdır. Akıllı bir mü’min, tevbede acele etmeli ve kendisini son nefese hazırlamalıdır.
Tarihin en eski dönemlerinden itibaren insanlar falcılara, kâhinlere, büyücü ve sihirbazlara başvurmuşlar; kimi krallar kâhinlerle çalışmış, saltanatlarını onların verdikleri bilgilerle yürütmüşlerdir. Bütün peygamberler gibi Peygamber Efendimiz de büyücü, kâhin ve sihirbazlarla mücâdele etmiştir. Ve ümmetine bazı îkazlarda bulunmuştur.