Şeyh Üftade Hazretleri tarafından kendisine verilen manevi vazifeyle İstanbul'a gelen Hüdâyi Hazretleri, dönemin Osmanlı padişahı Sultan I. Ahmed'in rüyasını yorumladı ve yorumu gerçek oldu.
Hüdâyî’nin mânevi mertebeleri kısa zamanda kat’ederek yükselmesi ve şeyhine halîfe olması ba’zı dervişlerin kıskançlığını mûcib olmuştu. Hüdâyî’nin üç sene gibi kısa bir zamanda bu derece yükselmesini için için çekemeyenler vardı. Durumu sezen Hz. Üftâde, Hüdâyî’nin büyüklüğünü göstermek için şöyle bir plân hazırladı.
Üftâde Hazretleri'ne intisâb eden Hüdâyî Hazretleri, O’nun yanında sıkı bir riyâzat ve nefs terbiyesine başladı. İşte Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri'nin manevi yolda yaşadığı nefis terbiyesi ve bunları bir bir aşma macerası.
Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin himmeti, 1. Ahmed Han üzerinde ömür boyu devam etmiştir. İşte şu hâdise onlardan biri olarak tarihe geçmiştir.
Şâhid olduğu büyük kerâmeti üzerine Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin mânevî terbiyesine giren 1. Ahmed Han, bu mânevî takviye ile şahsiyetinin kemâline ulaştı. Böylece fenâ fi’ş-şeyh olup onunla âdeta aynîleşti.
Tarihte; ilmi, tâkvâsı, merhameti, vakarı ve hilmi ile meşhur olan Bâyezîd-i Velî, ulemâ ve evliyâya çok hürmet gösterirdi. Onun bu istikâmette kullandığı husûsî bir bütçesi vardı. Bununla ilim ve irfân erbâbını eser vermeye teşvik ederdi. Sultân’ın bu himâyesi, İstanbul’u bir ulemâ şehri hâline getirdi.
Bâyezîd-i Velî’nin halk arasında yaygın menkıbeleri çoktur. İşte onlardan biri...
Sultan Mehmed Han, 29 Mayıs 1453 sabahı karadan ve denizden görülmemiş bir azimle büyük bir hücûm başlattı. O
Bazı sufiler tarafından dile getirilen "Şeyh her şeyi bilir" ifadesi doğru mu?
"Cemaat ayrı, tarikat ayrıdır" denir. Peki cemaat ve tarikat arasındaki farklar nelerdir?