Muhabbet, iki kalb arasında bir cereyan hattıdır. Sevenler, hiçbir zaman sevdiklerini gönüllerinden ve dillerinden düşürmezler. İmkânlarını sevdiklerine cömertçe sunmak sûretiyle, ömür boyu bu fedâkârlıklarının huzûru içinde yaşarlar.
Her vasatta muhatabını yargılama hakkına sahip olduğunu düşünen mantığı iyi tahlil etmek ve bunun tutarsızlığını yetişmekte olan kuşaklara anlatmak lâzım. Evlatlar, –şefkat tevzîi ve gönül kayması gibi hassas konularda– büyüklere dil uzatıp kardeşleri cezalandırmayı düşünmeden önce, kendilerine şu soruyu sormalı; “İyi ama neden?”
Bu hâtırayı okurken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- senin evine gelecekmiş gibi düşün ve hazırlan! Evine geldiğinde senin evinde namaz kılıyormuş, sen de arkasında namaz kılıyormuşmuş gibi düşün ve o günkü namazlarını hep böyle kıl!..
Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet vardır. Bir kul, kendi şahsı için arzuladığı şeyleri mü’min kardeşleri için de arzulamazsa, îmânı kemâle ermiş sayılmaz.
Hizmette muhabbet, mânevî terakkînin başlangıcıdır. Bu nokta aslında her şeyin başladığı yerdir. Kalp, ancak hakîkî muhabbeti tattıktan sonra mânen inkişâf etmeye ve güzelliklerini sergilemeye başlar.
Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Ey gâfil! Mûsâ ve Ahmedʼin mucizelerine nazar et. Asâ nasıl ejderha oldu ve hurma kütüğü nasıl irfan sahibi oldu ve inledi? Hazret-i Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisinden ayrı düştüğü için inleyen Hannâne direğini okşadı. Sen bir ağaçtan da aşağı değilsin. Hannâne direği ol da sen de ayrılıktan inle…”
Cenâb-ı Hak indinde, mü’minler derece derecedir. İhlâs ve takvâ; muhabbet ve mârifette derinleşerek, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuna ererek mukarreb olan kulların, yani Allah Teâlâ’ya yakınlıkta mesafe alabilenlerin, kendilerine mahsus hâlleri ve husûsiyetleri vardır.
Allâh’a muhabbet deryâsına götürecek olan yegâne rahmet ve muhabbet pınarı, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Öyle ki O’na muhabbet, Allâh’a muhabbet; O’na itaat, Allâh’a itaat; O’na isyan, Allâh’a isyan sadedindedir.
Suriye'de iki bacağını, gözlerini ve işitme yetisini kaybeden Mamun Halid Nasır, başarılı ameliyatın ardından duymaya ve görmeye başladı. Nasır'ın 5 yaşındaki kızı Gözyaşı, ''Gözlerimi alıp babama verin. O görsün ve beni sevsin'' sözleriyle babasına yardım eli uzatılmasını istemişti.
Ohio Devlet Üniversitesi’nde tavşanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, yüksek oranda yağlı besinlerle beslenmenin damar sertliğine tesirleri araştırılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları şu düşündürücü gerçeği ortaya çıkarmıştır.