Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bugün Türkiye'de tüm camilerde okunan cuma hutbesinin konusu "merhamet" oldu. Hutbede maddi ve manevi sıkıntılarımızın çaresinin merhamet olduğu belirtildi.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.
Kamil bir imana sahip olabilmek ancak Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendi nefsimizden daha fazla sevmemizle mümkündür. “Peygamber; müminler için kendi öz nefislerinden daha evladır” ayeti kerimesi ile kulların göz bebeği Hz. Peygambere (s.a.v.) mutlak bir öncelik tanınması, mümince yaşarken her davranışın bu şuuru içermesi gerektiği belirtiliyor. Onun ümmetinden olan, Onun tebliğine iman etmiş herkes kulluğu en yüksek ve kamil manada temsil eden Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendisine örnek almalıdır.
Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) "sevdiğinle berabersin" hadîs-i şerîfini duydukları zaman ashâb-ı kirâm çok sevinmişlerdi. Enes -radıyallahu anh-’ın söylediğine göre, İslâm’la şereflendikten sonra hiçbir şeye böylesine sevinmemişlerdi.
Dostluk, müştereklikten kaynaklanır. Gerçek dostluk, ayrı bedenlerin âdeta bir kalple yaşamasıdır.
Sevgisinde samimî olmayan ve dünyalığa mağlûp olan insanların akıbeti pek hazin olur.
“İnanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin” hitabına mazhar bir Peygamberin ümmetiyiz biz. İsteriz ki herkes inansın. İnansın ve inancın lezzeti ile mamur olsun. O yüzden tıpkı Peygamberimiz gibi biz de bu işin derdine düşer, yollar, vesileler ararız.
İslam’ın temel emirlerden birisi Müslümanların birbirlerini kardeş olarak görmeleri ve bunun gereğini yapmalarıdır. “Mü’minler ancak kardeştirler.” [1]Yani Mü’minler kardeşten başka bir şey değildir dolayısıyla birbirlerine kardeşçe muamele etmeleri gerekmektedir.
Mûsâ Topbaş Efendi, ilâhî muhabbet pınarından kana kana içmiş büyük bir Hak dostu idi. Gönlü bir muhabbet deryâsıydı. Dilinden ve gözlerinden âdeta sevgi akardı.
On çocuğa sahip olduğu halde onlardan hiçbirini bir kere bile öpmediğini söyleyen kimseye Peygamber Efendimiz (s.a.v.), merhamet etmeyene merhamet edilmeyeceğini söyleyerek, dünyada başkalarına karşı sevgi, şefkat ve acıma hissi taşımayanlara, âhirette de Allah’ın acımayacağını bildirmiş ve üstün insânî değerlere sahip olunması gereğini şu sözleriyle sistemleştirmişlerdir.