İyi insanları sevmek, kötü insanlardan nefret etmek, kişiyi mânen âbâd eder. Bunun aksine sevilmeye lâyık olmayan insanlara muhabbet besleyip, müsbet insanlara buğzetmek de kişiyi bedbaht eder. Bu sebeple insan, kimlere muhabbet beslediğine ve kimlerden nefret ettiğine son derece dikkat etmelidir…
Unuttuğumuz ya da çoğu zaman örf ve adetlerimizden dolayı yapmadığımız bir sünnettir "seni seviyorum" diyebilmek. Sevdiği insana “Ben seni seviyorum” diye sevgisini bildirmek sünnettir. Sevdiklerinize sevdiğinizi söylemek de bir ibadettir.
Sevgi ve muhabbette mesafelerin önemi nedir? İnsan sırf yanında, yakınında olduğu için mi sever? Kalpte yoksa en yakınında dahi olsan ne ifade eder? Uzakta olan kapteyse sevgi ve muhabbet olmaz mı? Dostluklar, Allah için birliktelikler ve gönül dostlarında mesafe anlayışı...
Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir...
Çocuklar bizlere Allah'ın (c.c) emanetleridir. Bizlere düşen görev de o emanete layıkıyla sahip çıkabilmektir. Sevgiyle, merhametle, şefkatle büyütmektir. İşte böyle bir konuyu ele alan kısa video çalışması...
Diyanet İşleri Başkanlığının bu haftaki hutbesi "RAHMAN’A HAS KUL OLABİLMEK" başlığı ile yayınlandı. Allah'a (c.c.) layık bir kul ve Peygamber Efendimize (s.a.v) layık bir ümmet olma yolunda bir müminin sahip olması gereken hasletlere değindi.
Yaratıklar içinde sadece insanlara ait olan ahlâk, İslâm’da dinin ana bölümlerinden biridir. Bizzat sevgili Peygamberimiz “ahlâkî üstünlükleri tamamlamak için gönderildiğini’1 bildirmiştir. Yüce Kitabımız da, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i «en üstün ahlâk›a sahip»2 olarak tanıtmıştır.
Hasta ve yorgun gönülleri tedâvî edecek, muzdarip sîneleri huzura kavuşturacak ve herc ü merc zihinlere rehberlik edecek, yorgun gönüllere saâdet bahşedecek şahsiyetler, Hak dostlarıdır. Ki onlar, Bahâuddin Nakşibend, Abdülkâdir Geylânî, Hazret-i Mevlânâ ve emsalleri gibi, gönüllerini dergâh hâline getirmiş, ruhlarındaki merhamet ve sevgiyi bütün mahlûkâta taşımış velîlerdir.
Rabbimiz bizi zikrine çağırıyor. Kendisini hatırlamaya davet ediyor. Zatını anmaya ve yüceliğini ikrar etmeye. En büyük zikir Kur’andır diyor. Kalpleriniz ancak zikirle huzur buluyor diyor ayrıca. Ve beni zikredin ben de sizi anayım buyuruyor.
Kimi seviyoruz, niçin seviyoruz, ne kadar seviyoruz ve nereye kadar seviyoruz? Bütün sevdiklerimize, bu ölçüyle bakarsak ve bu sevginin ziyadeleştiği dönemlerde, tekrar itidale dönersek; hep kârlı oluruz. Aksi hâlde hem kendimize, hem de sevdiğimize maddî-mânevî zarar vermiş oluruz.