Güneş için ısıtmamak nasıl imkânsız ise, yüksek ruhlar için de insanlara acımamak, onlara hizmetten kaçınmak, ıztırap ve çileler karşısında duygusuz kalmak ve etrafına güzellik tevzî etmemek öyle imkânsızdır. İşte güneşe benzeyen insanların özellikleri...
Darıca'daki hayvanat bahçesinin ''Hugo'', ''Hynek'' ve ''Robin'' isimli en uzun 3 sakininin bakımı, "Zürafaların babası" lakaplı Şehmus Solhan tarafından özenle yapılıyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Allah katında, kulun şöyle demesinden daha sevimli bir duâ yoktur: «Allâh’ım! Ümmet-i Muhammed’e umûmî bir rahmet ile merhamet eyle!»”
Allahüteala her bir Müslümanı yaratılan her şeye şefkat, merhamet ve tebessümle yaklaşabilen, ince ruhlu, kâmil mü’minlerden olması gerektiğini, İslâm’ın güler yüzünü eksik etmeden her gün yerine getiren Peygamber Efendimiz'in (sellallahü aleyhi ve sellem) hayatı ile bize gösteriyor.
Peygamber Efendimiz'in -selllahu aleyhi ve sellem- in sâliha hanımlar hakkında tebşirâtları (müjdeleri) vardır? İşte o müjdeler...
İslâm, bir medeniyet dînidir. Her medeniyet, kendi insan tipini yetiştirir. İslâm medeniyetinin inşâ ettiği insan ise evvelâ hak, adâlet, şefkat, merhamet, nezâket ve zarâfette bir ihtişam sergilemelidir. Gönlünü, bütün mahlûkâtı şefkatle kucaklayan bir rahmet dergâhı hâline getirmelidir.
On çocuğa sahip olduğu halde onlardan hiçbirini bir kere bile öpmediğini söyleyen kimseye Peygamber Efendimiz (s.a.v.), merhamet etmeyene merhamet edilmeyeceğini söyleyerek, dünyada başkalarına karşı sevgi, şefkat ve acıma hissi taşımayanlara, âhirette de Allah’ın acımayacağını bildirmiş ve üstün insânî değerlere sahip olunması gereğini şu sözleriyle sistemleştirmişlerdir.
Kız çocuklarını korumak, onlara şefkatli davranmak iyi mü’minin özelliğidir. Çocuklara, bilhassa kız çocuklarına beslenen merhamet, insanın cehennemden kurtulup cennete girmesini temin eder.
İslâm toplumu bir vücut gibidir; bir uzvun hastalığının bütün vücudu rahatsız etmesi gibi, bir müslümanın başına gelen belâ ve musibetleri, bütün Müslümanlar kendilerine dert edinmelidir.
Hayatın med ve cezirleri arasında muvazeneyi (dengeyi) kaybedip yolunu şaşıran, uçurumun kenarına gelen nice kimseler vardır. Böyleleri, yaralı bir kuş gibi ürkek bakışlarla, tutunacak şefkat elleri ve sığınacak sıcak gönüller ararlar. İşte gönlü hamlıktan kurtulmuş Allah adamları, böyle zamanlarda bu gibi yaralı gönüller için bir şifâhâne vazifesi görürler. Şifâhâneye hasta olanlar gelir; öyleyse hiçbir hastayı bu kapılardan geri çevirmemelidir.