Münâfıklar, içten pazarlıklı, kendilerini “uyanık” ve “akıllı” sayan tiplerdir. Gönülleri kâfirlerle birlikte atarken, dilleri müslüman olduklarını söyler. Akılları, bedenleri, kalpleri birbirinden ayrı çalışır. Müslümanların arasında yaşadıkları için, onlar gibi görünmek zorundadırlar. Onlar gibi namaz kılmak, onlar gibi zekât vermek ve cihada gitmek zorundadırlar. Ancak ayaklarını sürüye sürüye bunları yaparlar.
Her kestane ağacı, kestanelerinin büyüklüğü, tadı ve soyulabilirliği açısından çeşitlilik gösterir. Kestaneleri seçerken, renklerinin güzel olmasına ve sert olmalarına dikkat edilmeli.
Çikolatalı mozaik tarifi...
“Bakmak, göz atmak” mânâlarına gelen “nazar” kelimesini duyduğumuzda, genelde ilk akla gelen yönü, “göz değmesi” olur ve halk tarafından “zararlı” kabul edilir. Hâlbuki nazarın bir de gönüllere şifâ olan, güzel bir şekli vardır. Ve o nazar, öyle güzeldir ki, değmesinden korkulmaz, değsin diye duâ edilir…
Kimi seviyoruz, niçin seviyoruz, ne kadar seviyoruz ve nereye kadar seviyoruz? Bütün sevdiklerimize, bu ölçüyle bakarsak ve bu sevginin ziyadeleştiği dönemlerde, tekrar itidale dönersek; hep kârlı oluruz. Aksi hâlde hem kendimize, hem de sevdiğimize maddî-mânevî zarar vermiş oluruz.
Dünya tam mânâsıyla terk edilmeden Allah aşkı başlamaz gönülde... Olan da yalancı bahar gibidir. Hazret-i Mevlânâ dünyayı terk etmenin üç basamağını açıklıyor.
Sultan Gazneli Mahmut’un sarayına esir olarak getirilen ve kısa sürede; samimiyet ve zekâsı ile sultânın akıl danışmanı olan Ayaz'ın hikayesi...
Etli kuru bamyanın malzemeleri ve yapılışı...
Değişimine ayak uydurmak için soluk soluğa kaldığımız çağımızda; gözlerimiz ekranlara yapıştı âdeta... Tv, bilgisayar, cep telefonu, tablet vs. sırayla resmi geçit yapıyor, biz de mecbûrî seyirci… Online oyunlar, whatsapp, instagram, twitler, paylaşımlar, mailler derken, sevdiklerimizin yüzüne, gözlerinin içine bakmaya ne vaktimiz, ne de gözümüzde fer kalıyor!
Bu yazımda sana bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Zarâfet, sempati, ilgi, güzellik, incelik, zekâ, güç, ilim gibi birçok iyi hasleti içinde bulunduran, içerisinde türlü renklerde çiçekler toplayıp, kokladığımız, soluklandığımız, her gün yeni bir renge gebe kalan, her an farklı bir râyiha ile bizi şaşırtıp, heyecanlandıran bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Bu bahçelerin adı bazen Ayşe, bazen Hatice, bazen Sevde... Bu gün sana senden, belki henüz tanış bile olmadığın kadından bahsedeceğim.