Fâtih Sultan Mehmed, toplumun korunmaya muhtaç fertleri için en hassas edep ve şefkat ölçülerini aksettiren ulvî kâideleri asırlarca evvel ortaya koyuyordu.
Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîlerin asıl mânâsı, hikmet nazarıyla okunabilir.
İslâm’ın akılcılığı, hakîkat arayışında aklın kudretini sınırsız kabul ederek onu âdeta ilâhlaştıran rasyonalist felsefecilerin görüşünden tamamen farklıdır.
Dr. Adem Ergül, Peygamber Efendimiz –sallallâhu aleyhi ve sellem-‘le muhabbet rabıtasını nasıl kurabileceğimizi anlatıyor.
Dünyevî imkânların zirvede olduğu bir asırda yaşıyoruz. Fakat ruhlar hasta, gönüller aç! Mânevî açlık sebebiyle bugün insanlık bunalımda!.. Hâlbuki asr-ı saâdete baktığımızda, dünyevî imkânsızlıklara rağmen, bir rûhî buhranla karşılaşmıyoruz. Çünkü onlar, gerçek huzur ve saâdetin mânâsını kavramışlardı. Asıl hayatın âhiret hayatı olduğunu idrâk etmişlerdi.
Aylık edebiyat ve şiir dergisi Yüzakı, 2015 yılı abonelerine Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin Hazret-i Mevlânâ’nın Gönül Deryâsında "SIR ve HİKMET İNCİLERİ 2" kitabını hediye ediyor.
Bir insanın Allah’a açılan en kutsal kapısı kalp kapısı, en kutsal pencere kalp penceresidir. İnsan için burası gönül evi, can evidir. Çünkü; gönüllerin ve zihinlerin derinliklerinde görülmeyen, bilinmeyen nice derin izler, derin manalar ve derin düşünceler vardır.
Altınoluk Dergisi yazarı Dr. Adem Ergül bu yazıda Çanakkale ruhunu şahsımıza ve neslimize aktarılması gereken dinamikleri üzerinde duruyor.
Güneşin önce kızıl bir renge bürünüp sonra hızlıca gözden kaybolması gibi, her başlangıcın bir sonu vardır. Kimi zaman hazin, kimi zaman sevinçli, kimi zaman belli-belirsiz duygularla… Ama hayat, pek çok başlangıç ile pek çok sonun yaşandığı girift hadiseler sahnesidir. Böyle bir hengâmeden, insanın aradığı tek bir şey var; huzur…