Kur'ân bize yeter mi? Bu soruya Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in aşağıdaki hadis-i şerifi ile cevap bulabilirsiniz...
Müslüman için Allah Rasûlü ve diğer peygamberler örnek insanlardır. Bunlardan sonra sahabeler ve Allah dostlar İslam'da model insanlar yani örnek şahsiyetlerdir.
Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Allah kime hidâyet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidâyetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dostlar bulamazsın. Kıyâmet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.” (İsrâ, 97)
Yüce Allah Peygamberleri neden göndermiştir? Peygamberlerin gönderiliş amacı nelerdir?
Taif... Peygamber Efendimizin putperestler tarafından taşlandığı belde. Peki Peygamberimiz bu elim hâdise karşısındaki tavrı ne olmuştu?
Allah Teâlâ, sana doğru yolu göstersin! İyi bil ki, Allah yolunda bulunmak isteyen sâlike önce lâzım olan şey, itikadını düzeltmektir. Doğru itikat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden ve ashab-ı kirâmdan öğrendikleri, anladıkları itikattır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şerîflerin manasını doğru anlayan, doğru yolun âlimleridir. Bunlar da, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimleridir.
Üzerine yemin edilmesi yasak olan şeyler hadislerde şöyle belirtiliyor: Peygamber, kâbe, melekler, gökyüzü, ecdat, hayat, ruh, başkan, sultanın hayatı, sultanın nimeti, bir kimsenin türbesi ve emanete yemin etmek İslam'a göre üzerine yemin edilmesi yasak olan şeylerdir.
Müslüman ismi, Hak’ka ve O’ndan gelene teslim olana verilen bir isimdir. İslâm gibi Hakk’ın razı olduğu yüce bir dine teslimiyete yol, imkân ve iktidar bulmak gerekirken, O’ndan kaçma adına bahaneler aramaya çalışan bir kişi, bu haliyle nasıl müslüman kalabilecektir? Bize düşen; İslâm’ı budamak ve yontmak suretiyle çağın ve çağdaş zorbaların kalıbına dökmek değil, kendimizden başlamak üzere yeryüzünü İslâm’ın cihanşümül kalıbına göre yeniden ıslah ve inşa etmek olmalıdır.
Rabbimiz şöyle buyurur: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet 41/34)
Şefaat konusu, ilâhî adâlete ters düşmez. Nasıl ki dünya hayatında “referans” denilen bir kaide vardır. Yani yapıp ettiğimiz işlerimizde güvendiğimiz, sevdiğimiz, saygı duyduğumuz insanların aracılığı bizim faydamızadır; hayatımızı kolaylaştırır, memnuniyetimize vesile olur. Şefaat de Cenâb-ı Hakk’a, evvelâ Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in, ardından diğer sâlih ve seçkin şahsiyetlerin duâ buyurmasıdır.