Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her tabakadan insana en mükemmel davranış ölçüleri sergileyerek örneklik teşkil etmiştir.
Sevdiğinin sevdiklerini sevmek, gerçek sevginin en âşikâr alâmetidir. Peygamber Efendimiz’in sevdiği şeyleri sevmek de, ashâb için büyük bir zevkti. Katık olarak sirke ve yemek olarak kabak bu tür yiyeceklerdendir.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Dr. Murat Kaya, Câbir bin Abdullah -radıyallahu anh- tarafından rivayet edilen ve Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-'in kendisinden evvel hiç kimseye verilmeyen beş şeyi açıklıyor.
11 yıldır yayın faaliyetini aralıksız sürdüren TDV İstanbul Şubesi ve İstanbul Müftülüğü’nün ortak yayını olan Din ve Hayat Dergisi, 35. sayısını şaşmaz bir hayat çizgisi için örnekliğine ihtiyaç duyduğumuz Efendimiz’in bıraktığı iki önemli mirastan birisi olan Sünnet’e ayırdı.
Tarihte, hayatının tamamı en ince teferruâtına kadar tespit edilebilen tek Peygamber ve tek insan, Hazret-i Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.
Kutsal topraklara yolculuğun hız kazandığı şu günlerde, Suudi Arabistan'ın Medine kentinde bulunan Mescidi Nebevi'de hacı adaylarını en güzel şekilde ağırlamak için hummalı bir çalışma devam ediyor.
Nikâh, peygamberlerin yolu, Rasûlullah’ın sünneti, neslin baharı, erkek ve kadının şeref ve edebi, nâmus ve iffetin kalesi, insan soyunun hayvanlardan imtiyâzı, yani üstünlüğüdür.
Nihâyetsiz nimet ve ihsanlarıyla kullarına rahmet ve inayetini gösteren Yüce Rabbimiz, özellikle değerini takdir etmekte insanlığın çoğu zaman âciz kalacağı nimetlerini ve sırlarla dolu kâinât âyetlerini “Andolsun ki…” diyerek yeminli ifadelerle kullarına takdim eder ve onların sırlarla dolu hakikatlerine dair işâretler verir.
Ehl-i sünnet akidesinin savunucularından olan Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, günümüzde bazı çevrelerde İslâm’ı anlayıp yaşamak için Kur’ân’ın yeterli olduğu, dolayısıyla sünnet’e/hadîse lüzum olmadığı söyleniyor. Bu hususta neler söylemek istersiniz?" sorusunu cevapladı.