Peygamberimizin sünnetine kayıtsız şartsız uyup emirlerini ifa etmemiz Allah Teâlâ tarafından buyurulmakta ve hatta Kur’an-ı Kerîm'in birçok ayetinde Rasûlullah'a itaat, Allah'a itaatle yanyana zikredilmekte, Allah'ı gerçekten sevmenin, Râsûlullah'a kayıtsız şartsız bağlanmakla mümkün olacağı belirtilmektedir.
Abdullah Sert Beyefendi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) gece hayatını anlatıyor.
İfk hadisesi; İslâm tarihinde Peygamber Efendimizin zevcesi ve müminlerin annesi Hz. Âîşe validemiz hakkında münâfıklar tarafından uydurulan iftiradır.
Asr-ı saadet, yani “mutluluk çağı” diyoruz, Peygamber Efendimizin ve ashâb-ı kirâmın yaşadığı döneme… Acaba neden mutluluk çağıydı, hiç düşündük mü?
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yanyana bulunacağız” buyurdu ve parmaklarını bitiştirdi. [1]
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼi tanımak ve anlamak; Hakk’a kullukta en mühim basamaktır. O’nu anlamadan, O’nu tanımadan, O’nun izinden gitmeden ve O’nun gönül dokusundan hisse almadan; ne îmânımız tam bir îman olur, ne Kur’ân’ı tam olarak idrâk edebiliriz, ne de kulluğumuz tam bir kulluk olur…
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz kısa zamanda dünyada hiçbir kralın ulaşamayacağı derecede imkânlara kavuştuğu, insanlara ideal bir rehber olarak kalplerini fethettiği hâlde, ayaklarının altına serilen bu büyük dünya nîmetlerinin hiçbirine iltifat etmedi. Eski mütevâzı yaşayışına devam etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır. Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beytʼimdir...”
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.
Kamil bir imana sahip olabilmek ancak Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendi nefsimizden daha fazla sevmemizle mümkündür. “Peygamber; müminler için kendi öz nefislerinden daha evladır” ayeti kerimesi ile kulların göz bebeği Hz. Peygambere (s.a.v.) mutlak bir öncelik tanınması, mümince yaşarken her davranışın bu şuuru içermesi gerektiği belirtiliyor. Onun ümmetinden olan, Onun tebliğine iman etmiş herkes kulluğu en yüksek ve kamil manada temsil eden Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendisine örnek almalıdır.