Osmanlı’nın ikinci bânîsi Çelebi Sultan Mehmed Han’ın (1389-1421) bânîsi tarihin şan ve şeref sayfalarına altın harflerle adını yazdırmıştır.
Osmanlı, sadece askerî fetih başarılarıyla değil, medenî birikimiyle de en köklü devletlerden biri oldu. Özellikle mimari alanda kullandığı İslami motiflerle kilisenin kasvetli mimari yapısını geride bıraktı.
Ankara Savaşı'nda Timur'un ordusuna yenilen Osmanlı, bu savaştan sonra Fetret devrine girmiş ancak kısa bir sürede kendisini toparlamıştı. Bu savaşın arka planında ve sonucunda neler yaşandığı ise bize tarihin ne kadar önemli olduğunu bakın nasıl kanıtlıyor.
Her müslüman fâtih için ideal olan İstanbul’u fethetme gâyesi, Yıldırım Hân’ın da en büyük arzusu idi. Bu yolda takdîre şâyan gayretleri oldu.
Osmanlı mülkü, kadri yüce Allah dostlarıyla teminat altındaydı. Öyle ki geleceğin sultanları olarak yetiştirilen şehzâdeler de, her kesimden, liyâkatli kimseler tarafından yetiştirilir, bilhassa mânevî terbiyeleri velî bir üstâda tevdî edilirdi.
Tarihte irili ufaklı birçok devlet gelip geçti ama varlığını asırlardır devam ettirebilen devletler pek azdır. Bunun en önemli sırrı ise sadece askeri başarılarla değil, medeniyet olarak da varlığı kabul ettirmektir.
Yunan saldırıları karşısında ümidi kırılan ordunun başındaki komutan Abdelezel Paşa, ordusuna yaptığı konuşmayla savaşın seyrini değiştirdi.
Sultan 2. Abdülhamid zamanında ordu kumandanı olan Abdülezel Paşa, ak sakallı olduğu bir dönemde Yunan saldırısına karşı, cenk meydanında gençleri dahi geride bırakan ibretlik bir direniş sergiledi.
Yıldırım Bâyezîd ile Emîr Sultan Hazretleri’nin çok ibretlik karşılaşmaları.
Abdülhamîd Hân’ın kumandanlarından olan Abdülezel Paşa, küçük yaşta hâfız olmuş ve komutanlığı süresince güzel sesiyle Kur'an okuyarak çevresini mest etmişti.