Bizler, ecdâdımızın inşâ ettiği fazîletler medeniyetinin ve rahmet toplumunun bugünkü devamı ve temsilcileriyiz. Her medeniyet, kendi insan tipini meydana getirir. Bizim vazifemiz de, ecdâdımız gibi; elinden, dilinden, hâlinden, kālinden bütün mahlûkâtın istifâde ettiği bir “rahmet insanı” olmaktır.
Osmanlı arması, gören gözleri mest eden, hayranlık uyandıran bir eser. Cumhuriyet tarihinde Osmanlı eserlerine karşı kara propagandadan kurtulan bazı ender mimari eserlerin girişlerini süsleyen Osmanlı arması, üzerinde 30 ayrı sembol taşıyor. İşte o semboller ve anlamları...
Araştırmacı-Yazar, Fahri Sarrafoğlu, Osmanlı pâdişahlarının cenâzelerinin nasıl kaldırıldığını anlatıyor.
Şeyh Edebali Hazretleri’nin en büyük eseri, birçok zevât-ı kirâmın yaptığı gibi kitaplar değil, birbirini takip eden îman ve İslâm yolunda seferber mücâhid nesiller olmuştur. Bu anlamda 623 senelik Osmanlı cihan devleti de Edebali silsilesinin böyle bir gönül eseridir.
İstanbul’un işgal yıllarında bir Anadolu kadınını içli içli ağlatan hadise...
Çanakkale Zaferi, böyle büyük kahramanların canları mukâbilinde bize sundukları bir muvaffakıyet ve hediyedir. Ve bu şanlı müdafaa harbinin her zafer hamlesinde aşağıdaki gibi bilinen ve bilinmeyen nice misâller mevcuttur.
Sultan II. Abdülhamid Han’ın torunu Nilhan Osmanoğlu, “Osmanlı’ya kim hasret değil ki! Biz bu topraklarda yaşıyoruz, biz bile hasretiz. Filistin’de bulunma şansım oldu. Filistinlilerin gözlerindeki aşkı, sevgiyi, bekleyişi görmeniz lazımdı” dedi.
1976 yılından bu yana İstanbul’u sevdirmek için çeşitli gezilere rehberlik yapan gazeteci-yazar Fahri Sarrafoğlu, İstanbul sevgisini gençlere aşılamak için hayatını bu yola adamış bir “İstanbul gönüllüsü” ya da kendi deyimiyle “İstanbul seyyahı”. Fahri Sarrafoğlu, yaptığı işi şu şekilde özetliyor: “Anlatmak için girdiğim her camiye ilk defa giriyormuş gibi hissederek buradaki tarihi anlatıyorum; başka türlü anlatamam, öğrenemem, hissedemem. O zaman bu işi para için yapmış olurum. İş, ruhaniyetten çıkar. Evet işimi profesyonel yapıyorum, eyvallah! Ama İstanbul’u o amatör ruhumla anlatıyorum.” İstanbul seyyahı, gazeteci-yazar Fahri Sarrafoğlu ile yıllardır gençlerle yaptığı "İstanbul gezileri" üzerine konuştuk.
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine çıkmadan önce gördüğü rüya ve seferde yaşadığı manevi haller Osmanlı ordusunu geçilmez çöllerden geçirmiş âdeta orduya manevi rehberlik yapmıştı.
Araştırmacı-yazar Fahri Sarrafoğlu, tebdil-i kıyâfet gezen Osmanlı pâdişahlarını anlatıyor...