Ramazân-ı Şerîf bambaşka bir rahmet iklimi, müstesnâ bir mağfiret mevsimidir… Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına büyük bir ihsânı, muazzam bir lûtfudur.
Sultan 2. Murad Hân’ın tahtı oğluna bırakması, tarihin en mühim hâdiselerindendir. Bu ferâgatin en büyük hikmeti, Sultân’ın derviş meşrep bir tabîate sahip bulunması yanında, İstanbul’un fethini sağlığında görmeyi murâd etmesi idi
Ramazân-ı Şerîf bizler için Hakk’a yakınlık ve dostluğun müstesnâ vesîle ve fırsatları üzerinde yoğunlaşma mevsimidir. Hayırlarda acele etmek kadar, mânevî kazanç fırsatlarını kaçırmama hususunda da uyanık ve basîretli hareket etmek îcâb eder.
Mimar Sinan'ın dünyaca meşhur eseri; Süleymaniye Camii'nin eşsiz mimari özelliklerinden bazıları...
Namı dünyaya yayılan Mimar Sinan'ın en önemli eserlerinden biri olan Süleymaniye Camii'nin muhteşem akustiğinin benzeri, bugünkü teknolojiyle dahi yapılamıyor.
Ramazân-ı Şerîf, tutulan oruçlarla açlık ve âcizliği tattırarak muhtaçların hâlinden daha iyi anlamayı sağlayan bir şefkat ve merhamet eğitimidir. Yine Ramazân-ı Şerîf, etrafımızdaki yoksul, kimsesiz ve bîçârelerin bize zimmetli olduğunu telkin eden bir mârifet mektebidir.
Süleymaniye Camii'nin mimari yapısının en önemli özelliklerinden biri, malzemelerinin dünyanın dört bir yanından getirilmiş olması.
Müslüman kanı akmasın diye, galip gelinecek bir harbi çok mâhirâne bir sûrette bertaraf edebilmek, elbette ki Allah yolunda duyulan pek yüce bir mes’ûliyetin parlak bir tezâhürüdür. İşte Osmanlı’yı yücelten en müessir âmillerden biri de bu zihniyettir!
Zekâtın verilebileceği yerleri Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede bizlere bildiriyor.
Muhtelif unsurları hak, adâlet, muhabbet ve îman heyecanıyla dolu bir Osmanlı potasında eritmeyi başaran Osmanlı’nın devamını sağlayan temel sâiklerden ikisi...