Son nefes, buğusuz, pürüzsüz ve lekesiz bir ayna gibidir. Her insan bu aynada, güzellikleri ve çirkinlikleriyle bütün ömrünü net bir şekilde seyreder. O an, gözlere ve kulaklara hiçbir îtiraz ve gaflet perdesi inmez. Bilâkis bütün perdeler kalkar ve her türlü îtiraf; aklı ve vicdanı pişmanlık iklîmine sokar. Hayatımızı pişmanlıkla seyrettiğimiz ayna, son nefes olmasın!..
Bizler nedâmet günleri gelmeden evvel Hak rızâsının bulunduğu her işe koşmalı ve boş şeylerle vakitlerimizi ziyan etmekten sakınmalıyız. Her günümüzü son günümüzmüş gibi uyanık bir gönülle yaşayıp bilhassa zamanımızı dolu dolu geçirmenin şuuruna ermeliyiz.
Ortadoğu'da son dönemde en büyük katliamlara sahne olan Suriye'de küçük bir kızın, çizdiği resim ve yaptığı vasiyet yürekleri dağladı.
Çanakkale savaşında yaşanmış gerçek bir hikaye.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İlke Sipahi, kalp krizine yol açan nedenleri anlattı, önemli önerilerde bulundu!
Çanakkale Savaşı'nda şâhid olanların imzalarıyla İngiliz kaynaklarında da yer alan bu hâdise, düşman birlikleri arasında dehşet uyandırdı.
İslami ve insani olanı öldürmek değil, yaşatmaktır. Haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek, bir insanın yaşamasını sağlamak ise bütün insanları yaşatmak gibidir. Harple, şiddet ve baskıyla bir müddet bedenlere hükmedilebilir fakat kafa ve gönüllere asla hükmedilemez. Asıl fetih toprak fethi değil gönül fethidir. Daimi bir barış ve huzur ortamı ancak bu şekilde sağlanır.
Yeryüzündeki tüm kudret, zenginlik ve ihtişamına rağmen insanoğlunun bu dünyada (hiç) sahip olamayacağı çok mühim bir şey vardır.
İnsanoğlu için kaçınılmaz olan ölüm, herkesin karşısına nasıl yaşadıysa öyle çıkar.
Çanakkale harbindeki îman ordusunun erleri, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mânevî terbiyesinde yetişmiş bulunan ashâb-ı kirâmın ahlâkını kendilerine numûne almış ve onların mâneviyatına gönül vermiş kimselerdi. Bunlardan biri olan er Hüseyin'in ibretlik hikâyesi...