Eskiler, “Kalpten kalbe yol vardır.” demişlerdir. Bu yol, kalpten kalbe hâl akışını sağlayan muhabbet kanalıyladır. Bu bakımdan kötülere muhabbet edenler, onların hâlleriyle hâllendikleri gibi Allâh’ın sevgili kullarına muhabbet edenler de o sevgili kulların hâlleriyle hâllenirler.
Kibrin ve kinin başlangıcı, her türlü nefsânî arzulardan, bilhassa Kârûn gibi bir zenginliğe ve dünyevî isteklere karşı duyulan aşırı sevgidendir. Bu aşırı arzuların gönüle yerleşip kalması, kök salması da âdet ve alışkanlıktandır.
Şeytanın ilk ameli kibir sâikıyla Haktan yüz çevirmesiydi. Unutmayın ki bununla paralel düşenler de şeytan gibi merdûd (reddolunmuş) ve makhûr (kahrolunmuş) olmaktan kurtulamazlar.
Hazret-i Mevlânâ, başkalarını tenkid edenlerin çoğu kere o tenkidden kendi nefislerinin berî olduğu zannı ile bu hâlin kibirden neş’et ettiğini işaret etmektedir.
Kendini mükemmel kabul eden insanlar, eksiklerini düzeltmeye yönelmezler. Çünkü o eksikliklerin varlığını kabul etmezler. Bu, ancak o eksiklikleri idrak edip kendini böbürlenmekten koruyabilenlerin işidir.
Karşılaşılan kötülüklerin bir kısmı muhâtabın istihkâkı ile gerçekleştiğinden kötü hâdiselerde nefsi yoklayıp kendini hesaba çekmek lâzım gelir. Bu sebeple konuşmadan evvel ağzımızdan çıkacak lafızlara dikkat etmeliyiz.
İnsanca yaşamanın yegâne şartı din ve ahlâktır. Îmân, hidâyet ve kulluğu yaşayabilmek için Cenâb-ı Hak tarafından beşeriyete takdim edilen zirve, misilsiz yüksek ahlâk numûnesi peygamberlerin îmândan sonra en mühim vazîfeleri, mü’minleri nefsânî vasıflardan kurtarıp ahlâk-ı hamîdeye yükseltmeleridir.
Allah (c.c) seçtiği elçisi olan Peygamber'ine dahi beni zikret emri, kalplerin Allah'a olan bağlılığında zikrin ehemmiyetini göstermektedir. Bu emirden sonra biz kullarada bu emri en iyi bir şekilde yerine getirmektir. İşte böyle bir emre muhattap olan Hz. Mûsâ -aleyhimesselâm- ve öğütlenen emir...
15 Temmuz darbe gecesini yaşadıktan sonra Türk milleti yeni bir döneme girdi; büyük savaş, “Cihad-ı Ekber” dönemi. Nasıl savaşmalıyız? Zihnimizi ve gönlümüzü temizleyerek, içimizdeki putları kırmak gerekir. Kendimizi kötülükten, şeytânî kuvvelerden, sahte tanrılardan ve kalbimizi istila edip orada hüküm süren putlardan temizlemek gerekir. Bu bir iç temizliktir.
Kurban Bayramı'na az bir zaman kaldı. Hem Kurban'a hazır olmak hem de bu ayı daha iyi geçirebilmek gayreti ile Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Kurban Bayramı üzerine Altınoluk dergisinde gerçekleştirilen mülakatı sizlerle paylaşıyoruz.