mütevazi

Nefisleri Aleyhine Haddi Aşanlar

Kul olmak çok zor bir şeydir. Kendi hevâ ve hevesinin ilâh edilmesini isteyen nefis, kişiye devamlı haddini aştırır. Zira bütün israflar, kişinin hevâsından kaynaklanır. Kibrinden, kendini büyük görmesinden, bencilliğinden, başkalarını düşünmemesinden... Kibir ile israf arasında müthiş bir irtibat vardır. Şeytan da kibirli ve müsriftir; secde etmeyerek kendisini israf etmiştir. İsraf eden mü’min de aynı şeytan gibidir.

Hz. Selman'ın Hikmetli Sözleri

Hazreti Selman -radıyallahu anhanın- hikmetli sözleri...

Bütün Ashâbın İmrendiği Sahabi

Selmân -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi. Başta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- olmak üzere bütün ashâb-ı kirâm, Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allâh’a kulluğundaki vecd, heyecan ve huşû hâline imrenmişlerdir.

Hz. Ebubekir’in Tevâzuu, Merhameti ve Affediciliği

Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- halîfeliği döneminde de, önceki mütevâzı ve zâhidâne hayatına devam etti. Daha evvel çevresindeki yetim kızların koyunlarını sağıverir, ihtiyaçlarını karşılardı. Halîfe olduktan sonra komşuları, artık onun meşgalelerinin artacağını, belki hayat şartlarının değişeceğini, artık bu hizmetleri göremeyeceğini düşünmüşlerdi. Ancak değişen bir şey olmadı. O, aynı mütevâzı hâliyle yetimlerin koyunlarını sağmaya ve ihtiyaçlarını bizzat karşılamaya devam etti.[1]

Tevazu Sahibi Olmak

Bir mü’min, mânen kemâle erebilmek için evvelâ tevâzû sahibi olmalıdır. Zira kendini mükemmel kabul edenler, kusur ve eksiklerini düzeltmeye yönelmezler. Çünkü o kusurların varlığını kabul etmezler.

Nefsini Dizginlemenin En Kolay Yolu

Nefsin azgınlıklarını dizginlemenin en kolay yolu, onu açlıkla terbiye etmektir. İnsan tokken, sağlıklıyken, gücü-kuvveti yerindeyken, kendini ihtiyaçsız, kusursuz ve noksansız görür. Âcizliğini unutarak büyüklenmeye kalkışır.

Ruhumuzu Olgunlaştıran Özellik

Kâ­mil bir mü’min, gö­nül in­sa­nı­dır. Mer­ha­met ve di­ğer­gâm­lık, onun en be­lir­gin vas­fı ve ta­bi­at-i as­li­ye­si­dir. Mer­ha­met, mü’minin kal­bin­de hiç sön­me­yen bir ateş gi­bi­dir. İn­san rû­hu­nun ula­şa­bi­le­ce­ği ol­gun­luk zirvesine çı­kı­şın yo­lu, mer­ha­met ve hiz­met ba­sa­mak­la­rın­dan geç­mek­te­dir. Mer­ha­met, îmâ­nı­mı­zın bu âlem­de şâ­hi­di olan ve bi­zi kal­ben Rab­bi­mi­ze yak­laş­tı­ran ilâ­hî bir cev­her­dir.

Gerçek Efendi Kimdir?

O kadar mütevâzi olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin.

Cenneti Müjdeleyen Hikâye

Allah Rasûlü’nün, dört kişinin taşıyabildiği garrâ adlı bir yemek kabı vardı.

Tevâzû Hakkında Hadisler

Ahlâkın başı, kişinin haddini bilmesi, büyüklenmeyip alçak gönüllü davranması ve hattâ nefsine fırsat vermemek için kendini olduğundan daha aşağı görmesidir. Bu durum aynı zamanda kişinin, hayatta daha gayretli ve çalışkan olmasını da temin eder.