Huzeyfe -radıyallâhu anh-’ın anlattığı şu hâdise, ashâbın kardeşlik ve diğergâmlık seviyesini göstermesi bakımından ne kadar câlib-i dikkattir.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından İstanbul’da toplanan, İslam ülkeleri ve bütün dünya Müslümanları için büyük önem arz eden Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi’nden tek takvim uygulansın kararı çıktı.
“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusu [1], genelde ümmetin, özelde milletimizin inanç ve toplumsal birlikteliği hakkında içtenlikli özeleştirilere ve yeni açılımlara vesile olabilecek niteliktedir. Bu noktadan hareketle bu kez vahdet toplumunun ya da toplumda birliğin zararlıları üzerinde bir değerlendirme yapma ihtiyacı duyulmuştur.
Ortadoğu'nun bugünkü sınırlarının çizildiği Sykes-Picot Anlaşması'nın 100. yıldönümüydü dün. 16 Mayıs 1916’da imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’yla bölgenin sınırlarını dün çizenler bugün aynı coğrafyaya yeniden şekil vermekte… Peki, bölgedeki Müslüman ülkeler 100 yıl önce takılan bu tasmayı gerçekten çıkartmayı başarabilecek mi?
İslâm, bizzat hayatın içine girerek, hayatı kendisi bilerek yaşanılması gereken, merkeze alınması gereken bir gerçekliktir. Tasavvuru düzgün, fikri sağlam ve kararlı, hareket noktası Kur’ân ve Sünnet olan bir İslâm anlayışı, bu ümmetin derdine derman olacaktır.
Bosna'daki savaşta Sırpların temellerine dinamit yerleştirerek yıktığı Ferhadiye Camisi açılıyor.
Hazreti Muhammed'in (s.a.v.) Allah'ın huzuruna yükseldiği gece olarak kabul edilen Miraç Kandili, yarın idrak edilecek.
Mü'minlerin bir vücut gibi olduklarını anlatan hadisler ve ayet-i kerimeler...
Allah dostu büyük sufiler tasavvufi hayatın merkezine Peygamber Efendimize tam tabi olmayı, sadece görüntüde değil tüm varlığımız ile onun insanlık için rahmet olan sünnetine uymayı yerleştirmişlerdir.
ABD’de Kasım ayında gerçekleşecek Başkanlık seçimleri yaklaştıkça heyecan artıyor. Bu arada, Müslümanları Amerika’ya sokmamak gibi faşizan söylemleriyle dikkatleri üzerine çeken Cumhuriyetçilerin oldukça aykırı adayı Donald Trump’ın yükselişi de sürüyor.