Hz. Musa (a.s.) kimdir? Hz. Musa (a.s.) nerede doğdu? Hz. Musa’nın (a.s.) adı Kuran’da geçiyor mu? Hz. Musa’ya (a.s.) indirilen ilahi kitap hangisidir? Hz. Musa (a.s.) hangi kavme gönderildi? Hz. Musa’nın (a.s.) mucizeleri nelerdir? Hz. Musa (a.s.) kaç yıl yaşadı? Hz. Musa’nın (a.s.) kabri nerede? Ülü’l-azm” peygamberlerden Hz. Musa’nın (a.s.) hayatı, mucizeleri ve kıssası.
Yaratılıştan bugüne Allah'a inanan kullar, ilahi sırlara vâkıf olabilmenin yollarını aradı. Peki hakikatte ilâhi sırlara nasıl vâkıf olabiliriz?
İnsan, Allâh’ın sanatındaki hârikulâdelikleri ne kadar çok öğrenir ve üzerinde ne kadar tefekkür ederse, O’nun celâl ve azameti hakkındaki mârifeti, yani Hakk’a yakınlığı da o nisbette artar.
Allâh’ın irâdesi, bütün oluşlarda mevcuddur. O’nun irâde ve kudretinin dâhil olmadığı hiçbir şey gerçekleşmez. Bir toz bile yerinden kalkamaz ve küçük bir sineğin kanadı kıpırdayamaz. Allâh Teâlâ, ilm-i küll sahibi olduğundan, olmuş ve olacak her şeyi bilir. Olacak bir şeyin ezeldeki takdîri “kader”, onun gerçekleşmesi ise “kazâ”dır.
Allah, kelâm sahibidir. Bunun için sese, harflere ve bu harflerden meydana gelen kelime ve cümleleri tertiplemeye muhtaç değildir. O’nun konuşması, harften de sesten de münezzehtir; insanların söz ve konuşmasına aslâ benzemez. Zîrâ insanların konuşması, O’nun kelâmından nasîb alarak gerçekleşir.
Hazret-i Mevlânâ, Mûsâ -aleyhisselâm-’ın firâsetteki derinliğini, buna mukâbil Firavun’un ise nefsânî bir hayatın içinde nasıl ahmaklaştığını beşerî idraklerin anlayabileceği bir şekilde şöyle müşahhaslaştırarak sergilemektedir.
İslâm’ın akılcılığı, hakîkat arayışında aklın kudretini sınırsız kabul ederek onu âdeta ilâhlaştıran rasyonalist felsefecilerin görüşünden tamamen farklıdır.
Rivayetlere göre Allah-u teâlâ, Hazret-i Musâ'nın "Senin için ne yapmam gerekirdi?" Sorusuna “Sırf Benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?” Şeklinde cevap veriyor.
Kalb’e “yanar-döner, dönek ve çok değişken” anlamında kalb denmesinin sebebi; bu çekişmede iktidarın sürekli el değiştirmesinden kaynaklanmış olsa gerektir. İçindeki hayvânî duyguları yenip melekî hasletlerini hâkim kılan insan Cebrâil’den daha yüce, melekî duygularını yenip hayvânî hislerini egemen kılan insan ise canavardan daha âdî ve tehlikeli bir varlık olur.
Cenâb-ı Hak, kullarının güzel, sağlam, dürüst, açık, beliğ, tesirli, tatlı, gönül alıcı ve yumuşak söz söylemelerini arzu buyurmaktadır.