İnanç yönünden insanlar başlıca dört kısma ayrılır. İşte inanç yönünden 4 çeşit insan...
Hz. İbrahim'in (a.s.) duasından hareketle bir mü'minin taşıması gereken dört derdi açıklıyoruz.
İslam dininde maddi durumu uygun olan her Müslümanın hayatında en az bir kez hac yapması farzdır. Hac, ömürde bir defadır diye ihmâl etmek de çok yanlış olur.
Mûsâ Efendi, görenlere daha ilk nazarda “Ne güzel bir kul” dedirtecek nûrâniyete, güzelliğe ve mükerremiyete mazhardı. Bu kıvam ne ile ve nasıl gerçekleşmiştir, sorusuna “iman, İslâm ve ihsanla” diye cevap vermek, bir hakikatin tespiti olacaktır.
Ahlâk; huylar, beşerî davranışlar demek. İnsanın yaratılıştan gelen veya sonradan eğitimle kazandığı ruh halleri demek. Güzel ahlâk ise, mezmûm olan huy ve davranışları terbiye ile izâle ederek övülenleri kuşanmak demek…
Kaç Ramazan geçirdik. Her Ramazan, istisnasız bir cennet umudu idi. Tertemiz olma hayalimizdi. Günahlardan kurtulma ve büyük ecirler biriktirme fırsatımızdı. Kaç kere geldi bu fırsat önümüze. Bir öncekini ne yaptık, yakın geçmiştekini ne yaptık. Bugünkü Ramazan fırsatını ve kazancını hesaplayabilmek için geçmiştekilerin maliyetini toplama katmak gerekmiyor mu? Yapamazsak sermayemiz eriyecek, fırsatlar kaybolacaktır.
Yeryüzünün ötelere açılan bir penceresi mesabesindeki ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ’yı zâlimlerin elinden kurtarmak, ümmet üzerine bugün için önemli farzların başında gelmektedir. Bu farz yerine getirilmediği sürece tüm ümmet, tek tek, cemaat cemaat, devlet devlet sorumludur. Herkes kendi iktidarı çerçevesinde bir şeyler yapmanın yolunu bulmak durumundadır.
İslam’ın temel emirlerden birisi Müslümanların birbirlerini kardeş olarak görmeleri ve bunun gereğini yapmalarıdır. “Mü’minler ancak kardeştirler.” [1]Yani Mü’minler kardeşten başka bir şey değildir dolayısıyla birbirlerine kardeşçe muamele etmeleri gerekmektedir.
Mümin bir fert, mümin bir cemaat, mümin bir kabile ve mümin bir kavim olduğumuzu söyleye söyleye, bu ilâhî emir karşısında durduğumuz saf, müminlerin safı mıdır? Yoksa kâfirlerin, münafıkların ve yoldan çıkmış ehl-i kitabın safı mıdır?
Müʼmin, kulluk hayatında duânın vazgeçilmez bir yeri olduğunun idrâkiyle, dâimâ “Allah’tan âfiyet dileyiniz.” (Buhârî, Cihâd, 112) emri mûcibince hareket etmelidir. Zira Hazret-i Ebû Bekir (ra)’ın buyurduğu gibi: “Allah’tan af ve âfiyet isteyiniz! Hiç kimseye, yakînden (kat’î bir îmandan) sonra âfiyetten daha fazîletli bir şey verilmemiştir.” (Tirmizî, Deavât, 105/3558)