Kehf Sûresi’ndeki üç kıssadan birinde Mûsâ (a.s.) ile Hızır (a.s.)’ın buluşması ve yolculuğu vardır. Ve söz konusu buluşma, Mûsâ (a.s.) ile yardımcısı olan “genç adam”ın hikmetli yolculuğu akabinde olmuştur.
Ortada bir hastalık, bir sıkıntı ve bir problem varsa ille yapılacak iş bunların çıkış sebeplerini araştırmak ve problemleri gidermek için çare üretmektir. Bugün yaşanılan tabloyu kalemle ifade etmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü yalın gerçek söze ve yazıya hacet bırakmadan varlığını bizzat haykırmaktadır.
Günaha düşmek, her insan için muhtemel bir durumdur. Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir. Esas olan günahta ısrar etmemek ve tevbeye yönelmektir. Bu itibarla bir günaha düçar olmuş herhangi bir mü’min kardeşimizi, kendi nefsiyle ve şeytanla başbaşa bırakmak yerine, kendisine şefkatle yaklaşmak, kardeşlik hukukunun bir gereğidir.
Altınoluk Dergisi, 379. sayısı “İşte Mü'minin "Amentü" Bütünlüğü” üst başlığında "Rasulullah'a Bakış İman Meselesi" kapağıyla çıktı. Derginin 32. yıl hediyesi Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin “Ebediyet Yolculuğu” isimli kitabı.
Emânet ve sadâkat vasıfları olmadan, toplumun huzuru, dînin ve dünyanın ıslâhı düşünülemez.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin yeni kitabı "Peygamber Edebi" çıktı.
Kendisi için arzu ettiğini mü’min kardeşi için de istemeyen kimse gerçek mü’min olamaz. Sevgi, imanın ve Allah’a gerçek anlamda kul olmanın temelidir.
Cemaate imam olan kişi (özellikle cumalarda) namazı kısa tutmalı, uzatmamalıdır. Çünkü cemaatin arasında hasta, zayıf, güçsüz, ihtiyaç sahibi veya iş yerinden izin alamayıp öğle tatilinden kısarak gelen kimseler bulunabileceğini düşünmeli, namazı hafif kıldırmalı, hutbe vaazları uzatmamalıdır.
Oruç; diğergâmlık tâlimidir. Yoksulların ve muhtaçların çektiği sıkıntılardan sadece biri olan açlığı fiilen yaşatarak onların hâlinden anlamayı temin eder. Böylece gönüllerde merhamet, şefkat ve cömertlik tohumlarının filizlenmesini sağlar.
İkram ve ihsanla gönül kapılarına dokunmak, çoğu zaman o kapıların açılmasını sağlar. Ancak burada niyet çok önemlidir. İnsanı köleleştirme adına ve onu kendine kul ve köle yapma maksadını güden ikram ve ihsanlar, avcının ağına, celladın ipine benzer. Bunu yapana muhsin ve mükrim değil, belki zâlim ve cellat demelidir.