marifet

Muhammed Bâkī Billâh Hazretlerinin Hikmetli Sözleri

Muhammed Bâki Billâh Hazretleri'nin hikmetli sözlerinden bazılarını derledik.

Seherler Bizi Hem Besler Hem Muhafaza Eder

Muhammed İkbal, seherlerde geçirdiği o lâhutî saatlere pek çok kıymet verirdi. Ona göre seherlerde kalbe doğan feyiz ve ilham, her ilim, fikir ve sanat adamının kalbi, ruhu ve hayatı demektir. 

Esas Marifet İstikamet Üzere Olmaktır

Şâh-ı Nakşibend Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Hârikulâde fiillerin ve kerâmetlerin zuhûruna fazla meyletmemek îcâb eder. Esas mârifet, istikâmet üzere olmaktır.”[1]

Muhammed Ârif Rîvgerî Hazretlerinin Hikmetli Sözleri

Muhammed Ârif Rîvgerî Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazıları…

Tasavvuf Nedir? Ne Değildir? Ne İşe Yarar?

İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.

Tüm Yılı Ramazan İkliminde Yaşamak

Sufiler Ramazan ayını tüm yıl boyunca hasretle beklerler. Çünkü bu mübarek ay, Sufilere hedefledikleri tüm idealleri kolayca gerçekleştirme fırsatı verir. Ramazan adeta bir kulluk bayramıdır, sâlikin kulluğunu doyasıya yaşama mevsimidir.

Benlik Duvarını Aşan Âlim

İlim, mal ve makam gibi ve hatta bazen ondan daha fazla sahibine kibir verebilir. Bu sebeple âlimlerin irşadında mürşidlerin daha çok uyguladıkları eğitim metodu, onları ilmin kibir illetinden arıtmak ve ümmete bir cevher olarak sunmaktır. Medeniyet tarihimizde bunun sayısız misalleri vardır. Hatta denilmiştir ki “Âlimin mürşide teslimiyeti zor ve fakat terbiyesi kolaydır. Ancak câhilin teslimiyeti kolay ve fakat onun da terbiyesi zordur.”

Asr-ı Saadetteki Gibi Yaşamak

Tasavvuf, dünyayı bir kenara bırakıp ruhbanlığa yönelmek değildir. Dinden ayrı bir din değildir. Dine ilave bir sistem de değildir. Tasavvuf, asr-ı saadette hâl olarak yaşanan bir tezkiye ve terbiye disiplinidir.

İmanda Tefekkür Derinliği

Kur’ân-ı Kerîm’de tefekkür ve tezekkürü hatırlatan pek çok âyet-i kerîme var.1 Bunlar içinde Âl-i İmrân sûresine bakıyoruz; şöyle buyruluyor: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her zaman) Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.

Bilinmeyi Arzu Eden Gizli Hazine

Hadis-i kudsî olarak meşhûr olmuş bir rivayette buyurulur: “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmemi arzu ettim. (marifetime muhabbet ettim) de (bu) kâinâtı yarattım.” (İsmâil Hakkı Bursevî, Kenz-i Mahfî)