Hz. Mevlana Halid-i Bağdadi kimdir? Altın Silsile’nin 29’uncu halkası, asrının müceddidi, zahir ve batın ilimlerinde engin bir derya olan Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin hayatı...
Akşemsettîn Hazretleri'nin mânevî sahada olduğu kadar zâhirî sahada da Fatih Sultan Mehmet'e çok büyük yardımları olmuştur. İşte Akşemseddin'in Sultan Mehmet'e bazı tavsiyeleri...
Abdullah Sert Beyefendi, Musa Topbaş Efendi’nin 1992 yılında bir Hac yolculuğunda yaptığı sohbetten aldığı notları aktarıyor. İşte bir Allah dostunun hayatından alabileceğiniz manevi hayat dersleri...
Sufilere göre maneviyat ağacı Ramazan ayında sulanırsa gelişir, bu ayda bakımı yapılmayan bir ağaç diğer zamanlarda meyve vermez, verse de tadı yerinde olmaz. Ramazan ayının ehemmiyetini anlayınca yapmamız gereken bazı ibadetler...
“El kârda, gönül Yâr’da” olduktan sonra, servet ve zenginliğin hiçbir zararı yoktur. Dünya ile meşgul olmak değil, onu Hakk’a kulluğa perde etmek mahzurludur. Yanlış olan, vâsıtayı gâye hâline getirmektir.
Nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye etmeyi hedefleyen mâneviyat yolu, peygamberlerin ve evliyâullâh’ın yoludur. Dolayısıyla büyük bir titizlik, hassâsiyet ve firâset ister. Âdeta mayın tarlasında yürür gibi âzamî derecede dikkatli olmayı gerektirir.
Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen “çunki nâmahrem der âyed ez derem perde der pinhan şevend ehl-i harem” (Mesnevî, 1/2381) (Yabancılar kapımdan içeri girdiğinde, ev halkım perde arkasına gizlenir.) sözü ışığında sırları örtmenin hikmetinde neler saklı olduğunu öğreniyoruz.
Hz. Ali (ra)’ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Allah’a karşı en azından hiç olmazsa şu husûsa dikkat ediniz: O’nun nimetini O’na isyâna âlet etmeyiniz. Bir nimete kavuştuğumuzda o nimete şükretmeyi ihmal etmeyelim ki; o nimetten mahrum kalmayım.
Allah yolunda infak etmenin O’na güzel bir borç (karz-ı hasen) vermek gibi olduğu vurgulanır ve bunun imandaki ihlâs ve samimiyeti ortaya koyduğu belirtilir.
Sohbet eden kişi, sohbet meclisine, tıpkı bir mâbede girer gibi edep ve huşû ile girmelidir. Üstlendiği vazifenin, her şeyden önce kendisi için büyük bir nîmet ve lutuf olduğunu düşünmeli, buna şükrâne olarak da kardeşlerinin maddî ve mânevî donanımından kendini mes’ûl hissetmelidir. Kardeşleriyle geçirdiği her ânı, son nefesiymiş gibi düşünerek iyi değerlendirmeli, hamd ve şükür duyguları içinde bulunmalıdır.