Hak dostlarının müstesnâ halleri, birer îsar örneğidir. Öndekiler, böyle zâhidâne bir hayat yaşarlar ise etraflarını hayra teşvik etmeleri hem kolay ve hem de daha etkili olur.
Tebliğ ve irşad hizmetini meslek olarak icra etmek, bir zaruret olarak ortaya çıkmış bir meseledir. Esas olan, bu nevi hizmetleri maaş karşılığında değil, ecrini yalnız Allah’tan bekleyerek yerine getirebilmektir. Zaten dünyevî bir bedel karşılığı yerine getirilen işlere hizmet denilemez. Hizmet, karşılığı yalnız Allah’tan beklenilerek yapılan amellere denir.
Selmân -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi. Başta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- olmak üzere bütün ashâb-ı kirâm, Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allâh’a kulluğundaki vecd, heyecan ve huşû hâline imrenmişlerdir.
Kırklareli'nde yaşayan 55 yaşındaki İsminaz Beğen, üç yıldır devlet hastanesinde hizmetli olarak çalışan zihinsel engelli oğluyla işe gidiyor, oğlunu iş yerinde de yalnız bırakmıyor.
İGEDER (İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği) ölümünün 40. yılında Mahir İz’i çeşitli etkinliklerle yad etti. Merhum muallim Mahir İz’in talebelerinden Prof. Dr. Mustafa Uzun ve Prof. Dr. Uğur Derman’ın katılımlarıyla Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda öğrencileri Mahir İz’le ilgili hatıralarını anlattı.