Rabbimizin yüce katından, dünyamıza inen her bir haber, Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle “BÜYÜK HABER”dir. İnsanların zihin dünyalarında dalgalar oluşturur. Önce, şaşkınlık, sonra hayret, sonra düşünme, sonra, sonra, sonra… Ne yapmalı? Kabul mü etmeli? Yalanlamalı mı? Görmezden mi gelmeli? Bu mesajı getireni ortadan mı kaldırmalı? Köstek mi olmalı, yoksa destek mi vermeli?
İlâhî kitaplar, Cenâb-ı Hakk’ın kullarına gönderdiği bir mektup gibidir. Kur’ân-ı Kerîm Âlemlerin Efendisi Hazret-i Muhammed -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e nâzil olmuştur. İlâhî kitapların sonuncusu olan Kur’ân-ı Kerîm, önceki bütün kitapları neshetmiştir.
Hıfz (korunma) ayetlerini haberimizden okuyabilirsiniz.
Hayatta binbir imtihan hadiseleriyle karşı karşıya olan insanoğlu, kendi iç âleminde ciddî bir şuur ve tefekkür iklîmine girmek zorundadır. İnsanın idrâk gücünü aşan ebediyet yolculuğunun muammasını sırf âciz bir akıl ile çözmenin imkânsızlığı ise meydandadır. Bu yüzden hayatın bu girift imtihan yolculuğunda beşer idrâkinin, ilâhî beyânların İrşadına şiddetle ihtiyâcı vardır.
Allah Resûlü nâzil olan âyet-i kerîmeleri hemen, önce erkek sonra da kadın sahâbîlere okurdu. Müslümanlar da gelen vahyi ezberler, bir kısmı da yazarak yanlarında muhafaza ederlerdi. Bu ashab-ı kiram arasında öyle bir hava yaratmıştı ki sahâbeden biri evine girdiğinde hanımı ona derhâl şu iki suâli soruyordu...
İslam inancında imanın şartlarından biri “kitaplara iman”dır. Bu yüzden Allah, elçilerine suhuf ve kitaplar vahyetmiştir.
Allah’ın kuluna lütfettiği ömrün, hizmetle birlikte devam ederek “Hizmet ömrü”ne dönüşmesi, Hakk’ın kuluna ne büyük bir lütfudur. Nefes alıp verdikçe, dîn-i mübîni İslâm’a ve tüm mahlûkâta hizmet edebilme düşünce ve gayreti, ne ulvî bir ufuk ve ne bereketli bir niyettir. Böylelerinin ecirleri, ömürleri kadar değil, kıyâmete kadardır. Zira hizmetten emekli olmayı düşünmediklerinden, nihâyetsiz niyetleri, nihâyetsiz ecre vesile olmuştur.
Sadâkat; niyette, düşüncede, sözde ve amelde doğru olmak, ihlâs ve samîmiyetle hareket etmek demektir. Emniyet de emîn olmak, güvenilir bir şahsiyet sergilemek demektir.
“Bize sadece Kuran yeter diyenlerin” aslında Kuran-ı Kerim’e karşı da saygı ve sevgileri yoktur, onların derdi peygamberimizi devre dışı bırakarak Kuran-ı Kerimi kendi keyiflerine göre yorumlamaktır. Zira bu kesimler hadis külliyatı ortada durduğu sürece Kuran’ı istedikleri gibi yorumlayamamakta, dini hayatı keyiflerine uyduramamaktadırlar.
Hüdâyî İlahiyat Halkaları yeni dönem başvuruları başladı! Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı bünyesinde hizmet veren Hüdâyî İlahiyat Halkaları, Arapça ve İslami ilimler eğitimi alacak öğrencilere başarı bursu veriyor ve nezih bir ortamda ücretsiz barınma imkânı sunuyor.