Resûl-i Ekrem Efendimiz ve ashâbının en mühim meşgûliyeti, Allâh’ın kitâbını öğrenip öğretmek, anlayıp anlatmaktı. En büyük arzu ve iştiyakları da Kur’ân’ı tekrar tekrar okumak ve dinlemekti.
Allâh’ın kelâmını Kur'an'ı Kerim'i tilâvet, hiç şüphesiz ki ibâdetler içerisinde en fazîletli olanlardandır. Dolayısıyla onu en güzel bir şekilde kıraat etmek, en mühim mükellefiyetlerimizden biridir.
Bir hedefe ulaşmak için nasıl vâsıtalara ihtiyaç varsa, tefekkürün de gerçekleşmesi için bazı vasıtaları kullanmak, daha verimli bir faaliyet yapmamızı sağlayacaktır. Bu bağlamda çocuklarımızı Kur’ân ile buluşturma, Kur’ân ile tefekkür'ün nasıl olacağı üzerinde duracağız.
Allâh Teâlâ, ebedî kazanca nâil olan bahtiyar kullarının başında ilk olarak, çokça Kur’ân okuyanları saymaktadır.
Kâinat, sessiz bir Kur’ân, Kur’ân da sesli bir kâinattır. İnsan ise, ilâhî esrârın bir tecellî âbidesi olarak, bunların özü ve zübdesi gibidir. Kur’ân, bir beyân mûcizesi ve Hak nutkudur. Kur’ânî hakîkatlerden uzak bir gönül ise, içine katran yağmışçasına karanlık, nursuz ve iki cihan bedbahtıdır.
İstanbul'da mukabele yapılan camiler açıklandı. İstanbul'da belli başlı camilerde mukabele programı düzenleniyor. İstanbul'da mukabele yapılan camilerin listesini sizler için derledik.
Kur'an'ı doğru okumak kadar kıraat ile yani güzel bir ses ile okumakda bir o kadar önemlidir. Güzel bir sadâ ile okunduğu zaman insanı tefekküre sevkeden ve huzur veren Kur'an'ı Kerim, nice zaman kısa bir aşırı hidayet vesilesidir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla okur, mânâsı üzerinde çokça tefekkür eder, emirlerini derhâl tatbîke koyulurdu. Âdeta Kur’ân’ı hissederek, yaşayarak ve kalbiyle okurdu.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, gecelerin en feyizli anları olan seherlerde namaz kılmayı, istiğfarda bulunmayı, zikretmeyi, Kur’ân okumayı ve duâ etmeyi hiç terk etmedi. Öyle ki, hastalandığı ve ayağa kalkamayacak kadar tâkatsiz kaldığı zamanlarda dahî oturarak da olsa seherlerini ihyâ etti.
“Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır.”2 âyeti sanki beni alıp götürüyor; mü’minleri cennete çağıran diğer âyetlerle birer birer buluşturuyor. Rabbimin mü’minleri dâr-ı selâma davet edişindeki sıcaklığı satırlar vasıtasıyla sadırlara taşıyabilme ümidi doğuyor içime.