Kazanılan zafer ve başarılar sonrasında bir Müslümanın tavrı nasıl olmalıdır? Ayet, hadis ve Hak dostları bu hususta nasıl uyarıyor?
Kulluğun fazileti ve önemi nedir? Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz kulluk için neler buyuruyor?
Kulluğun en belirgin işareti nedir? Allah'a kulluki teslimet nasıl olmalıdır?
Kulluğun adabı olan dokuz haslet nedir? Her hakikatin birer misalle açıklandığı Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin kaleme aldığı makalemizi istifadenize sunuyoruz.
Kulluğumuzun alâmeti, kişinin Peygamber Efendimizʼi örnek almasıdır. Oʼnun zirve şahsiyetine yaklaşabilmenin gayreti içinde olmak.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin kulluk hayatımız ve meleklerin müjdelediği üç zümreden bahsettiği Erkam Radyo ve Erkam TV de yayınlanan 18 Ocak 2021 tarihli sohbeti...
Ramazân-ı şerifler; kulluk hayatımızdaki nâdanlıkları, gafletleri, tefekkürden uzak geçen zamanları, durgunlukları, ihmalleri, zaafları silip süpüren; insanın mânevî hayatına yeni bir canlılık, zindelik, heyecan, şevk ve aşk getiren ilâhî hediyelerdir.
Hz. Ali (ra)’ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Allah’a karşı en azından hiç olmazsa şu husûsa dikkat ediniz: O’nun nimetini O’na isyâna âlet etmeyiniz. Bir nimete kavuştuğumuzda o nimete şükretmeyi ihmal etmeyelim ki; o nimetten mahrum kalmayım.
Kul, herhangi bir nîmete veya muvaffakıyete erdiği zaman, bundan nefsine bir pay çıkarmamalı; “Ben yaptım, ben başardım.” dememelidir. Bilâkis; “Sen lûtfettin. Senʼin ihsânındır yâ Rabbi!..” demelidir.
Dünyevî meselelerde korku ve muhabbet, bir kalpte birleşmez. Fakat mâneviyatta durum farklıdır. Kâmil bir mü’min, Cenâb-ı Hakkʼın sayısız nîmetlerinin tefekküründe derinleştikçe, gönlü muhabbetullah ile dolar.