Hased çok çirkin bir hasletdir. Müslümanın hayırllı amellerini hased mahveder.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsan, âdetâ sırf gözden, yani derûnî idrâkten ibârettir. Geriye kalansa deridir, ceseddir. Hakikî göz ise, ancak dostu gören, yani onu idrak etmiş olandır. Dostu görmeyen gözü, sen göz sayma!” (c.1, 1406) sözleriyle bize gerçekten gören gözleri anlatır.
Aşağıdaki hadis-i şerifte bir Müslümanın kötülük gördüğünde yapması gereken şeyler anlatılıyor.
Günümüzde alabildiğine allanıp pullanan günahlar karşısında dik durmak her babayiğidin harcı değildir. TV ve internet aracılığıyla her yere kolayca girebilen, ahlâkî değerleri çürüten fuhşu özendiren yayınlar özellikle genç nesilleri zehirlemekte, onları dünyevi ve uhrevi yüce hedeflerden alıkoymakta, zaman ve enerjilerini heder etmektedir. Bu düpedüz toplumun manevi yapısını dinamitlemektir, intihardır. Bu yıkıma karşı durmak en büyük cihattır.
İlim, hilmi/yumuşak ve anlayışlı olmayı artırırsa işte o zaman, kendisinden bekleneni vermiş olur. İlim adamı da sevimli bir hilim kaynağı, kemal örneği ve “İlim ile hilmi nefsinde birleştirebilmiş kişi ne güzel insandır” takdirine layık bir kişi haline gelir.
Aşağıdaki hadis-i şerif, bize iyilikleri emir ve kötülüklerden nehiy vazifesini yerine getirdiğimizde kazanacağımız mükâfatı, ihmâl ettiğimizde ise uğrayacağımız musibeti bir kere daha açıkça bildirmektedir.
Fıtratımız gereği, hüznümüzü, sevincimizi yakınlarımızla paylaşma ihtiyacı duymamız tabiîdir. Fakat günümüzün baş döndürücü paylaşım ağında nice gayr-i tabiî durumlar sergilenmekte maalesef…
Ne zaman etkili bir kar yağışı olsa, kimi gazete, radyo ve televizyon haberleri bunu: “Beyaz esaret, beyaz çile, âfet, hayat felç oldu, kara kış, hayat durma noktasında, eyvah şimdi ne olacak!...” gibi panik psikolojisi üzerinden okuyor ve yazıyor. Oysa o kar tanelerinin gökten ağır ağır inişi, dahası her bir tanenin vazifeli bir melek tarafından indirilişi; ne derin bir tefekkür ve ibret âbidesidir aslında...
Kötüler ve kötülükler, ancak iyiler ve iyilikleri çoğaltmak ve desteklemek suretiyle önlenebilir. Kötülüklerin çoğalmaması için Müslümanların iyilikte yarışması tavsiye edilmiştir.
Câfer-i Sâdık Hazretleri’nin yaptığı duâ ve niyazlara bakılınca, onun kalbindeki Allah korkusunun ve takvâ duygusunun ne kadar yüksek olduğu hemen anlaşılmaktadır.