kamil insan

Kamil İnsan Yetiştirme Sanatı

Tasavvuf, kâmil insan yetiştirme sanatıdır. Bu sebeple sabır ve sebâta en fazla ihtiyaç duyulan bir yoldur. Tahammülsüzlük, şikâyet ve bezginliğin başladığı yerde tasavvuf biter.

İnsanlar Sağlam Karakterlere Hayran Olur

İstikbâle dâir en doğru yatırım, kaliteli ve ideal insanlar yetiştirmektir. Bunu hesap edemeyen toplumlar, müthiş bir felâketin eşiğine sürüklenirler. Bu sebeple hem kendi istikâmetimizi ıslah ve ihyâ edebilmek, hem de bize zimmetli olan din kardeşlerimizin istikâmet üzere yaşamasına yardımcı olmak, en mühim vazifelerimizdendir.

Her Durumda Allah'ın Adamı Olmak

Kâmil insan, o kadar mükemmel bir ahlâk ve tabîate sahip olmuştur ki, -Allâh için müstesnâ- hiç kimseye kızmaz, hiç kimseden kırılmaz.

'kâmil İnsan' Aranıyor!

Aşk, çırpınışla başlar. Hayat okyanusunu aşıp vuslata erebilmek, hep bu aşk ve vecd çırpınışlarının feyizli ve bereketli zemininde gerçekleşir. Ve arayışlar, böyle bir çırpınış hâline dönüştüğü ân, arananın bulunacağı ândır. İşte Hazreti Mevlânâ'nın anlattığı insan-ı kâmil arayışı...

'islâm Ahlâkı' Nazarî Değil Tatbîkîdir

İslâm, getirdiği ahlâkî pren­siplerin en iyi ve en güvenilir şekilde hayata intikâlini sağla­mak ister. Yalnız “bilinen” değil, aynı za­manda “yaşanan” bir ahlâk oluşturmayı hedefler.

Manevi Câzibe Merkezi

Hak dostları, îmân ehli olup da istidadlı bulunan kimseler için bir mıknatıs gibi câzibe merkezleri olduklarından, toplumun bütün kesimlerine bir şefkat ve muhabbet kucağıdırlar. Zîrâ, onları Cenâb-ı Hak sevdirir. 

Amellerin Kabul Olmamasının Sebebi

Bir amelin reddinin alâmeti, onu yanlış işlerin takip etmesi; bundan da kötüsüyse bir iyilikten sonra gelen kötülüğün o hayrı yok etmesidir.

İslâm'da Sevinmenin Ölçüsü Nedir?

Dînin gâyesi; zarif, güzel ve hassas insanlar yetiştirmektir.

Mahlûkatın Efendimize Muhabbeti

Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Ey gâfil! Mûsâ ve Ahmedʼin mucizelerine nazar et. Asâ nasıl ejderha oldu ve hurma kütüğü nasıl irfan sahibi oldu ve inledi? Hazret-i Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisinden ayrı düştüğü için inleyen Hannâne direğini okşadı. Sen bir ağaçtan da aşağı değilsin. Hannâne direği ol da sen de ayrılıktan inle…”

Gerçek Huzur Resulûllah'a Benzeyebilmektir

Cenâb-ı Hak; insanı, cennete davet etmekte. Ancak onu cennete ham ve nâdân hâliyle değil, terbiye olmuş bir kıvamda kabul etmekte.