Koca Seyyid, dünya âleminden sıyrılmıştı ve sadece Rabbinin huzûrunda idi. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarından aşağı süzülüyordu. Vird hâlinde bir müddet "La havle vela kuvvete illa billah" dedi. Sonra birden «Yâ Allah!» diye haykırdı... Koca Seyyid'in Çanakkale Harbi'nde göstermiş olduğu imkansız başarının sırrı...
Güneşin önce kızıl bir renge bürünüp sonra hızlıca gözden kaybolması gibi, her başlangıcın bir sonu vardır. Kimi zaman hazin, kimi zaman sevinçli, kimi zaman belli-belirsiz duygularla… Ama hayat, pek çok başlangıç ile pek çok sonun yaşandığı girift hadiseler sahnesidir. Böyle bir hengâmeden, insanın aradığı tek bir şey var; huzur…
Kalb’e “yanar-döner, dönek ve çok değişken” anlamında kalb denmesinin sebebi; bu çekişmede iktidarın sürekli el değiştirmesinden kaynaklanmış olsa gerektir. İçindeki hayvânî duyguları yenip melekî hasletlerini hâkim kılan insan Cebrâil’den daha yüce, melekî duygularını yenip hayvânî hislerini egemen kılan insan ise canavardan daha âdî ve tehlikeli bir varlık olur.
Gönül genişliği ve iç huzuru bugün geçmişe oranla kaybettiğimiz hasletlerin en başında geliyor. Zira Rabbimiz kalplerin ancak kendisini zikretmekle huzur bulacağını ve itminana ereceğini ferman buyuruyor. Bundan uzaklaştığımız oranda da iç sıkıntıları, stres ve negatif duygular tarafından çepe çevre kuşatılıyoruz.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kendi sitesinden yayınladığı bugünkü mesjında "Benî İsrâil halkının neden kalplerinin birbine benzediğini anlatan ve biz mü'minleri aynı hataya düşmemek için uyaran Hadis-i şerîfi" konu ediniyor.
Bu âlemde her zerre, diri bir gönle sahip insanla konuşur. Bütün varlıklar, hâl lisânıyla beyan durumundadır. Kâinatta Hâlık’ını tanıtmayan hiçbir zerre yoktur.
Bilim adamları, nefes alıp vermenin ve kalp atışının durması olarak tanımlanan ölümün ardından vücuttaki her bir hücrenin kendi ölüm sürecini başlattığını keşfetti.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- gözünü semâya kaldırınca şu duayı okurdu.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her yıl farklı bir temayla kutlanan Camiler Haftası, bu yıl Cami ve Gençlik başlığı altında bir dizi etkinlikle kutlanmaya devam ediyor.
Altınoluk Dergisi bu ay dosya konusu olarak “Büyük Fitne-Tekfir ve Sapkınlığı”nı işliyor. Dosya konusunu irdeleyen birçok yazının yanı sıra Doç Dr. Necati Subaşı ile Diyanet’in “Dindarlık Araştırması” üzerine bir röportaja da yer verilen dergide, İslam ve tasavvuf ölçüsünde Müslümanların bugünkü meselelerine dair birçok yazı bulunuyor.