Mü’min için gözetilecek asıl noktanın sadece Allah’ın emir ve yasakları olduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir kötülük işlediğimizde bize o işten dönmeyi ve işlediğimiz kötülüğü silecek yöntemi öğretiyor.
İnsanları sapıklığa çağırıp onların hidayet yolundan çıkmasına sebeb olanlar, onlar bu sapıklık içinde kalıp günah işledikçe onların günahından pay alırlar. Aynı şekilde insanları hayra ve iyiliğe teşvik edenler, şerden ve kötülükten sakındıranlar, iyilik yapanlar ve iyi bir çığır açanlar da kıyamete kadar sevap yazılanlardan olur.
Dürüstlük, üstün iyilik demek olan birr’e; birr ise, cennet’e uzanan bir çizgidir. Sözünde ve işinde doğru olmaya gayret edenler, Nisâ sûresi’nin 69. âyetinde belirtildiği üzere, peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye (sıddîkıyet) ereceklerdir.
Nisa sûresindeki âyet-i kerîme ile insanın kâinattaki temel misyonu ya da İslâm ahlâkının özeti veriliyor diyebiliriz. Çünkü Allah’a kul olmanın gereği budur; burada sayılan sorumlulukları öncelikle yerine getirmektir
Hz. Ali’yi (r.a.) sevindiren nimetler...
Hesap günü için ne hazırladınız?
Müminlerin iki dünya sermayesi...
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in, Hazret-i Ali’yi (r.a.) niçin çok sevdiği ile ilgili hadis-i şerifler...
Yüce dînimiz İslâm’ın her bir prensibi, îmânın hayâta aksedişinden ibâret olan ahlâkî güzellikler manzûmesidir.
Efendimiz (s.a.v.), kendisinden, ezâ ve cefâlarından iyice bîzâr oldukları "müşriklere" lânet etmesini isteyen sahabilerine : “Ben lânetçi olarak değil, âlemlere rahmet olarak gönderildim.” buyurdular.