Malı, Allah Teâlâ’nın uygun görmediği, yasakladığı yerlere dağıtmaya harcamaya (israf) denir. İslam dinine göre “israf” haramdır. Kalbin hastalığıdır. Yani manevî bir hastalıktır. Dinimiz hasisliği, cimriliği kötülediği gibi birçok ayeti kerime ve hadis-i şerife ile de israfı kötülemiştir. Kur’ân’i ve kalbi bir pencereden yaklaşık 20 yıl önce Sadık Dana (k.s.) tarafından kaleme alınan bu makalede Türkiye’nin israfla imtihanı özetleniyor. Bugün israfla olan imtihanımız dünden daha çetin geçiyor elbette. Bugünü anlamak için düne bir bakalım isterseniz...
İstanbul’a yağan kar herkesi mutlu etmedi; soğuk hava Suriyelilerin yaşadığı dramı katladı. Suriye’den 2 ay önce Türkiye’ye gelen Orhan Salih ve ailesi bu dramı yaşayan ailelerden sadece bir tanesi...
Lider Eğitim Derneği tarafından düzenlenen Türkiye’nin 81 ilinden gelen üniversiteli gençlerin katılacağı üç gün sürecek olan eğitim seminerlerinde gençlere çeşitli konularda eğitimler verilecek.
Azerbaycanlılar, 1990 yılında meydana gelen ve tarihe "Kara Ocak" olarak geçen 20 Ocak Katliamı'nın kurbanlarını anıyor.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Zemzem suyunun satılmasının doğru bir şey olmadığını söyledi.
İstanbul'a yapılan ilk cami olan Hisar mescidi yeniden ibadete açılıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi öncesinde Anadolu Hisarı'nın tam karşısına yaptırılan Rumeli Hisarı’nın restorasyonu önceki gün başlamıştı.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Camiler Haftası teması arasında yer alan "Geç gelme genç gel" çağrısına cevap veren gençler, Türkiye'nin birçok yerinde belirlenen camilerde sabah namazını kıldı. "Ümmeti sabah namazına giden gençler uyandıracak" sloganıyla örgütlenen gençler, sabah namazında buluşarak ümmet-i Muhammed için dua etti.
Sultan I. Ahmed, Mısır’da Sultan Kayıtbay türbesinde bulunan Hazret-i Peygamber’in “Nakş-ı Kadem” denilen mübârek ayak izlerini Eyyûb Sultan türbesine getirtmiş, Sultanahmed Camii inşaatı tamamlanınca da bunu, câmiye koydurmak istemişti. Fakat bu esnada gördüğü manidar bir rüya her şeyi değiştirdi. Peygamberimiz’in ayak izi ile Sultanahmet Camii’ne yapılan yolculuk…
Müstakimzâde’nin şaheseri Tuhfe-i Hattâtîn, 2066 hattat ve Osmanlı/Türk sanat tarihi hakkında emsalsiz malumat ile okurlarını bekliyor.
Geçmiş ile günümüz binalarını mukayese eden Osman Nuri Topbaş hoca, gökdelenler yapan mimarlığı "diken mimarîsi" olarak tarif ediyor.