Siirt'te bir ekmek fırını işletmecisi, yıllık ortalama 50 ton odun yakılan fırında geliştirdiği düzenekle çöpe atılan fıstık kabuklarının geri dönüşümünü sağlayarak, yakacak olarak kullanıyor. Bu şekilde odun yakmayarak hem doğaya zarar vermemiş oluyor hem de çöpe atılan fıstık kabuklarını kullanarak geri dönüşümü sağlayıp ekmeğin lezzetine lezzet katıyor.
Cimrilik gibi, israf da kötü bir alışkanlıktır. Dinimiz her işte orta halde olmayı emreder, aza kanâat eden, rızkını kolaylıkla temin eder. Geçim sıkıntısı çekmez. Bu bakımdan daimi huzurlu olur. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-, hep rızkının kifayet mikdarı olmasını Cenâb-ı Hak’dan niyaz ederlerdi.
Yegâne sermâyemiz olan ömrümüz ve onun sayılı parçaları hükmündeki zamanlarımız; yıllarımız, aylarımız, günlerimiz ve saatlerimizin ne derece büyük bir kıymet ifâde ettiğinin farkında mıyız?
Murâkabe, kelime anlamı itibâriyle “gözetlemek” demektir. Kulun her zaman ve mekânda Allâh’ı unutmaması, O’nun vahdâniyetini, rubûbiyetini yakînî bir şekilde hissedip, Cenâb-ı Hak’la beraber olduğu şuurunu kalbinde dâimî bir idrâk hâline getirmesi ve nihâyet O’nun muhabbetinde fânî olup O’nunla bâkî olma hâlidir.
Kadın ve çocukların, dînî, ahlâkî bakımdan olgunlaştırılması; onların dünya ve âhiret saâdetlerine sebep olacak şekilde terbiye edilmeleri, erkeğe âit mühim vazifelerdendir. Bir erkeğin âile yuvasında dikkat edeceği hususlar ise şöyledir...
Günümüzde maddî olarak pek çok sıkıntılardan, bâdirelerden geçiyoruz. Bu anlamda ailede malın varlığı ve yokluğu konusunda nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Ailenin huzurunun ve mutluluğunun zedelenmemesi için neler yapabiliriz? İşte bu soruların cevabı...
Türkiye'de 1 yılda çöpe atılan ekmek karşılığında 1 milyon 430 bin asgari ücretlinin 1 aylık maaşının ödenebileceği bildirildi.
Akşam iftar için aldığınız ancak hepsini bitiremediğiniz pideleri sahurda değerlendirebilirsiniz.
Yeme, içme ve giyinme gibi hususlarda îtidalden ayrılmamalıyız. Sofra başında iken, yiyeceğimiz lokmaları bulamayanları, zâlimlerin zulmü altında aç bir şekilde ağlayan muzdaripleri, bilhassa mazlum ve bîçâre din kardeşlerimizi düşünmeli, aşırı yemek hususunda nefsimizi frenlemeli ve; “Acıyın bize! Ey merhamet, neredesin?” feryatlarına karşı, duyarlı olmalıyız.