İslâm, en son ve en mükemmel din, Hazreti Muhammed de en son peygamberdir. İslam’ın hedef kitlesi belli bir ırk ve belli bir coğrafya ile sınırlı değildir. Dolayısıyla bu dini tebliğ etmekle görevli olan sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hayat tarzı olan sünnet de evrensel nitelikler taşımaktadır.
Sünnet, Peygamber Efendimiz'den Kur'an dışında sadır olmuş her türlü söz, fiil ve takrirlerden oluşmaktadır. Sünnet, Hazreti Peygamber’in yüce kitabımızda “üsve-i hasene” diye takdim edilen hayatı, Hazreti Aişe’nin ifadesiyle “Kur’an’dan ibaret olan” ahlâkıdır.[1]
Sünnetin bir bütün olarak dinde bağlayıcılığı kesindir. Peygambere uymayı, verdiği hükme razı olmayı, onun verdiği hüküm karşısında müminlere seçim hakkı tanınmadığını belirleyen ayetler, sünnetin Müslümanların hayatındaki etkin ve bağlayıcı görevini ortaya koymaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Benim sünnetimden yüz çeviren kimse benden değildir." buyuruyor. Allah’a yakın olmak isteyenler, orta yolu tutmalı, ölçülü olmalı ve Hz. Peygamber’i kendilerine örnek almalıdırlar. Peygamber’in sünnetinden yüz çevirenler ise bid’ata ve sapıklığa düşerler.
Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetini uygulamak, İslâm’ın varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnetin terki ise, İslâm’ın çökmesidir. Sünnet, İslâm binasını tutan çelik iskelet idi. Sen, herhangi bir binanın iskeletini yok edince, kâğıttan bir baraka gibi onun çökmesine şaşar mısın?
Sünnet, Peygamber Efendimiz’den Kur’ân dışında sâdır olmuş her türlü söz, fiil ve takrirlerden oluşmaktadır. Daha kısa ve fıkıh usûlü âlimlerinin anlayışına uygun bir anlatımla “Sünnet, Allah Resûlü’nün söz, fiil ve takrirlerinden ibarettir.”
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi İslâmi ölçülere uygun bir düğünde dikkat etmemiz geren husuları açıklıyor.