Ebü'l-Âs İbni Rebî radıyallahu anh Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin ilk damadı... İslâm'dan önce kızı Zeynep ile evlenen dürüst, güvenilir bir tüccar... Hz. Hatice annemizin kız kardeşinin oğlu... Hayatında hiç yalan konuşmayan, doğruluktan ayrılmayan, halkın itimad ve güvenini kazanmış, güzel huylu, vefakâr bir insan...
İslâm tarihi içinde sünneti kaynak olarak kabul etmeyip inkâr eden herhangi bir mezhep mevcut olmamıştır. Sünnetin şer’î delillerden olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Ancak sünneti prensip olarak kabul etmekle beraber, onun yazılı belgeleri demek olan hadislere yer yer itiraz eden kişi ve gruplara rastlana gelmiştir. Bu itirazlara gerekçe olarak da Kur’ân-ı Kerîm’in ön plana çıkarıldığı görülmektedir.
Peygamber Efendimizin öz amcası olmasına rağmen iman etmeyip kendisine kin, düşmanlık ve saldırıları ile karşılık veren Ebû Leheb’in Tebbet Sûresi’nde muhatap edilişi anlatılıyor.
Fatıma binti Esed, Peygamberimizin amcası Ebu Talib’in zevcesi, Hz. Ali’nin annesi... Sevgili Peygamberimize çocukluk döneminde candan hizmet eden, onu her türlü tehlikelere karşı korumaya çalışan, kendi öz çocuklarından önce onun karnını doyuran, üstünü başını temizleyen, saçlarını tarayan hizmetli, şefkatli bir anne... Resûlullah’ın “annemden sonra annem” diye iltifatına mazhar olmuş bir hanım sahabi...
Emevi Devleti'ne ait olduğu düşünülen sarayda, İslamiyet'in ilk eserlerinden üzerinde “Subhanallah” yazan cam ağırlık bulundu.
Beşeriyetin en büyük ahlâk âbidesi, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. O’nun en iyi tâkipçileri de ashâb-ı kirâm ve Hak dostlarıdır. Onların izinden yürümenin kadrini idrâk ederek yaşayan mü’minler de, insanlık şeref ve haysiyetine yaraşır bir ahlâk-ı hamîdeye sahip olmuşlardır.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- din kardeşlerinden birini üç gün göremezse, onu sorardı. Uzaktaysa onun için dua eder, evindeyse ziyaret eder, hasta ise şifâ dilemeye giderdi.[1] Asr-ı Saâdet’te yaşayan mü’minler aynı ahlak üzereydiler. Öyle ki kardeşlikte dillere destan oldular.
Dr. Murat Kaya'nın kaleminden "Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den 111 Hayat Ölçüsü" yayınlandı.
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem’den önce, bedeniyle de bütün peygamberlerden sonra zuhûr etmekle, nübüvvet takviminin ilk ve son yaprağı olmuştur. Dolayısıyla O, yaradılış itibariyle ilk, zaman itibariyle son, peygamberdir.
Asr-ı Saâdet, en ideal zamandır. İslâm tarihinin, dâimâ hasret ve hayranlıkla yâd edilecek en müstesnâ dönemidir. İnsanlığı zulmetten nûra çıkaran İslâm’ın eşsiz güzelliklerini, bilhassa incelik ve zarâfetini yakından tanıyabilmek, ancak Asr-ı Saâdet’in gönül iklîmine girebilmekle mümkündür.