Tevbe ile yeni bir hayata kavuşmak, iyiye, doğruya ve güzele ulaşmak İslâm’ın büyük nimetlerindendir. Samimiyetle tevbe edenleri Rabbimiz asla reddetmez.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Hicri Yeni Yıl dolayısıyla yayınladığı mesajda, aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin hicri yılını tebrik ederek; “Yeni yılın İslam âleminin inkişafına, birlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum” dedi.
İslam tarihinde Reci' vak'ası ve sonrasında âdet haline gelen idam edilecek Müslümanların ölmeden önce iki rekat namaz kılması, Hz. Hubeyb'in başlattığı güzel bir âdettir.
İstanbul’un fethi için gelen Emevi kumandanlarından Mesleme Bin Abdülmelik tarafından 97 (715) tarihinde bugünkü Karaköy semtine yaptırılan Arap Camii, İstanbul'un ilk camisi olma özelliği taşıyor. İşte İstanbul semâlarında ilk ezanı yankılandıran Arap Camii'nin hikâyesi ve mimarisi...
Kulluğun ehemmiyetli vazifelerinden birisi de "Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istendim" buyuran Allah-u Teâlâ'yı, Kur'an-ı Kerim ve kainat kitabı ışığında tefekkür etmektir. Peki ümmetine her yönde kılavuzluk yapan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl tefekkür ederdi?
Ortada bir hastalık, bir sıkıntı ve bir problem varsa ille yapılacak iş bunların çıkış sebeplerini araştırmak ve problemleri gidermek için çare üretmektir. Bugün yaşanılan tabloyu kalemle ifade etmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü yalın gerçek söze ve yazıya hacet bırakmadan varlığını bizzat haykırmaktadır.
Tarih; dil ve din unsurları çerçevesinde, insanlığın yaşadığı hâdiselerin sebep ve neticelerini tahlil ve bu sûretle ilâhî kanunları tespit etmektir. Zira fertlerin kaderi gibi, toplumların, millet ve kavimlerin de kaderi vardır ve bu kaderin ana hatlarını tayin eden «sünnetullah», bir mânâda tarih ilminin tespit etmeye çalıştığı ilâhî kanundur.
İnsanlığın ekseriyetle kuvvete râm olup nefs sultasında yaşadığı günümüzde, Osman Gâzî ve nesli gibi diğergâm, gönül eri ve kendisini Hakk’a adayan âbide insanlara ne kadar muhtâcız.
Zekat ve ona bağlı diğer maddî yardımlar, güven toplumunun olmazsa olmaz nitelikli erdemi ve ekonomik gereğidir.
Samimiyet, imkânsızlıklar içinde imkânların doğmasına vesiledir. Aşağıdaki hadiste verilmek istenen mesaj da budur.